Afet Eğitimi Hazırlık Günü (12 Kasım)
EĞİTİM VE TOPLUM BİLİNCİ
• Eğitim, uygarlıkların vazgeçilmez gereksinimidir. Eğitimin amacı, insan ve
toplum yaşamını kolaylaştırmak, güzelleştirmek, zenginleştirmek, iyileştirmek,
kişiyi ve toplumu mutlu kılmaktır. Eğitim bilgi, akıl, zekâ, kültür, zevk, etik
gibi değerlere dayanan ve kişinin doğuşundan başlayıp hayatının sonuna kadar
devam eden bir süreçtir.
• Eğitimde atılan her bir adım, toplumun duyarlılık bilincini, yaratıcılığını,
akılcı düşünme gücünü, doğal yeteneklerini ve becerilerini geliştirmek için
gereken gücü artırmaktadır.
Afet Türleri
“Avrupa Atlantik Afet Müdahale Merkezi Yönergesi” ekinde ise afet türleri
aşağıdaki şekilde tasnif edilmiştir.
a. Doğal Afetler: Bu kapsamda deprem, dev dalgalar, volkanik patlamalar, toprak
kaymaları, tropikal siklonlar, sel, kuraklık, çevre kirlenmesi, ormanların yok
edilmesi, çölleşme, veba salgını gibi afetler bulunmaktadır.
b. Teknolojik Afetler: Nükleer santral kazaları, kimyasal ve endüstriyel
kazalar, uçak kazaları, demiryolu afetleri, gemi kazaları, terörizm ile ilgili
eylemler bu sınıf içinde yer almaktadır. Teknolojik afetler kendi başına
tetiklenebileceği gibi tabii bir afet tarafından da tetiklenebilir. Büyük oranda
doğal afetlere maruz kalan ülkemizde, doğal afetlere ilişkin sorumluluk kanunen
İçişleri Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na aittir.
* İdeal Bir Afet Yönetimi;
1- Afet Öncesi
2- Afet Esnası
3- Afet Sonrası, safhalarından oluşmalıdır.
.
a. Afet Öncesi: Afet öncesi dönemde afet yönetimi, genel olarak, afet
zararlarını en aza indirebilmek amacıyla gerekli önlemleri almayı, mümkün olan
hallerde önlemeyi,mümkün olmayan durumlarda ise acil kurtarma ve yardım
çalışmalarının etkin bir biçimde yapılmasını sağlamayı, afet zararlarının
azaltılması çalışmalarını kalkınmanın her aşamasına yaymayı ve insanları bu
konularda eğitmeyi amaçlamaktadır.
b. Afet Esnasında: Afet yönetiminin afet sırasındaki amaçları, mümkün olan en
fazla sayıdaki insanı kurtarmak, afetlerin doğurabileceği ek tehlike ve
risklerden insan canını ve malını korumak; afetten etkilenen toplulukların
hayati gereksinimlerini en kısa zamanda karşılamak ve hayatın normale dönmesini
sağlamaktır. Bu amaçların gerçekleşmesi, afet öncesi yapılan plan ve hazırlık
çalışmalarının, kurulacak teşkilatın afet anında etkin bir biçimde harekete
geçirilmesiyle mümkün olabilmektedir.
c. Afet Sonrası: Afet sonrası dönemde afet yönetiminin amacı, afetin
doğurabileceği ekonomik ve sosyal kayıpların en düşük düzeyde kalmasını veya
etkilerin en kısa sürede düzeltilmesini ve afetten etkilenen topluluklar için
emniyetli ve gelişmiş yeni bir yaşam çevresi oluşturulmasını sağlamaktır.
Türkiye'de Afet Yönetimi
Afet, insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olan, normal
yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak, toplulukları
olumsuz etkileyen doğal, teknolojik veya insan kökenli olaylar olarak
tanımlanmaktadır. Bir olayın afet olarak adlandırılabilmesi için, insan
toplulukları ve yerleşim yerleri üzerinde kayıplar meydana getirmesi ve insan
faaliyetlerini durdurarak yada kesintiye uğratarak bir yada daha fazla yerleşim
birimini etkilemesi gerekmektedir. Bu tanımlamalardan da anlaşılabileceği gibi
afet, olayın kendisinden çok doğurduğu sonuçlar olarak görülmektedir. Bir afetin
büyüklüğü ise insanlar açısından neden olduğu can ve ekonomik kayıplarla
ölçülmektedir.
Başta depremler olmak üzere çeşitli afet türlerinin etkisinde olan ülkemizde
meydana gelen tabii veya teknolojik afetler özellikle ekonomik açıdan büyük
kayıplara yol açmaktadır. Bunlara yakın zamanlarda meydana gelmiş örnekler 1992
Erzincan, 1995 Dinar depremleri, 1995 Senirkent heyelanıdır ve 17 Ağustos 1999
Gölcük depremi.
Marmara havzasında İstanbul’u etkisi altına alabilecek bir büyük depremin
ülkenin tamamını durma noktasına sürüklemesi akılda tutulması gereken bir
ihtimaldir. Böyle bir durumda resmi kuruluşların da etkisinin yetersiz kalmaması
beklenmelidir. Afet zararlarının azaltılması inşa edilmiş insan çevresinin iyi
planlama ve teknik hizmetlerle afetlere dayanıklı hale getirilmesi ile
mümkündür.
DEPREMLER
Depremin yol açacağı zararları azaltmak için;
• Üretim kalitesinde yüksek bir standart sağlamak, denetim mekanizmalarını
etkili işletmek gerekir. Dolayısıyla devlete, yerel yönetimlere, meslek
odalarına, sivil toplum kuruluşlarına, mimar, mühendislere ve medyaya çok büyük
sorumluluk düşmektedir.
• Yukarıda sayılan bütün unsurları denetleyecek, standartları yüksek tutmaya
zorlayacak olanlar; bilgili, bilinçli ve sorumlu bireyler olmalıdır. Yurttaşlar
sadece tüketici değildir. Deprem kayıplarından bireyler de doğrudan doğruya
sorumludur.
Sonuç olarak,
• Depremden korunmanın ilk ve tek yolu, bilgili, bilinçli, sorumlu yurttaşlar
yetiştirmektir. Bütün bunların başarılabilmesi için de afet eğitimine okul
öncesinden başlanmalıdır.
• Çağdaş eğitimin gereği olan düşünme, araştırma, irdeleme ve tartışma
yeteneklerini geliştirmek için eğitim programlarında yeniden düzenleme yapılması
zorunludur.
• Geçmişte yaşanan can ve mal kayıplarına yol açan büyük depremlerden ders
alınarak öncelikle deprem olmadan yapılması gereken çalışmaların tamamlanması
halinde deprem zararlarının en aza indirilmesi büyük ölçüde eğitim çalışmalarına
verilecek ağırlıkla mümkün olacaktır.
Birey ve toplumun deprem konusunda eğitilip bilinçlendirilmesi öncelikle örgün
eğitim sistemi tarafından gerçekleştirilmeli, aynı zamanda yaygın eğitim yoluyla
örgün eğitim dışında kalan geniş halk kitlesinin eğitimine önem verilmelidir.
Bilinmelidir ki;
İnsanlarımız deprem sırasında kendilerine öğretilenlerin tümünü özümsese bile
yıkılan bir binadan kurtulma şansları çok düşüktür. Bu nedenle Türkiye’deki tüm
binaların sağlamlık envanterleri çıkarılarak deprem sırasında yıkılması olası
binaların nasıl güçlendirileceği konusundaz toplumun bilgilendirilmesi gerekir.
Ülkemizde,
• Gerek kent merkezleri, gerekse kırsal alanlarda bulunan ve kültürel mirasımızı
oluşturan tescilli veya tescilsiz sivil mimarlık örneklerinin, anıtsal ve antik
yapıların, arkeolojik alanların, özgün kentsel dokuların korunması ve gelecek
nesillere aktarılması, kültürel mirasımızın sürdürülebilirliğinin ve
yaşanılabilirliğinin sağlanması adına önem taşımaktadır
• Deprem sonrası hasar tespiti, önlem ve uygulamalara yönelik yapılan
işlemlerin, deprem öncesinde mevcut yapı stokunun envanter çalışmaları sırasında
ele alınarak, güçlendirme gerektiren yapılar için; sağlamlaştırma, bütünleme,
yenileme, yıkılacak durumundaki yapılar için, yeniden inşa etme önerilerinin
getirilerek yapısal dayanımın artırılması ve kullanıcıların eğitilerek
bilinçlendirilmesi ve bu konuda uzman mühendislerin yetiştirilmesi, çok çeşitli
uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan ülkemizdeki zengin kültürel mirasın
korunarak yaşatılmasına katkı sağlayacaktır.
Deprem Konusunda,
1. Çok disiplinli araştırmaların kurumsallaştırılması
için yöntemler geliştirilmeli, ulusal araştırma
programı çerçevesinde iki yılda bir ulusal sempozyum yapılmalı, genç
araştırmacılara burslar,
başarılı araştırmalar için ödül programları geliştirilmelidir.
2. Kamu yöneticileri için afet yönetimi konusunda, risk belirleme, zarar
azaltma, müdahale ve iyileştirme gibi konuları kapsayan bir eğitim programı
gereklidir. Kamu kuruluşlarının gereken önlemleri alması ve tüm personelin
eğitimli olması açık bir sorumluluktur. Bu programda afet yönetiminde halk
katılımının önemi ve gerekliliğine yer verilmelidir
3. Üniversitelerimizde jeoloji, jeofizik, inşaat mühendisliği, mimarlık, kent
planlaması v.b. meslek öğretimi yürüten bölümlerde günümüzde uygulanan öğretim
programlarında deprem konularına yeterli önemin verilmesi gerekmektedir.
DEPREM VE MEDYA
Medya toplumun deprem konusunda bilinçlendirilmesinde, depremin yol açtığı kayıp
ve zararlarda da kendini sorumlu hissetmelidir.
• Resmi kurumlar ve medya arasında daha önceden kurulmuş sıkı koordinasyonla,
doğru ve güvenilir bilgi akışı sağlanarak, yanlış ve abartılı bilgi akışı
önlenmeli, böylece toplumun aldığı bilginin doğruluğuna güveni sağlanmalıdır
• Deprem konusunda, eğitsel, psikolojik ve bilimsel olarak konunun uzmanlarınca
hazırlanmış materyalin, topluma aktarılmasında yayın organlarının kullanılması
ve bunun gelişigüzel değil, bir plan dahilinde ve süreklilik arz edecek şekilde
yapılması gerekmektedir.
• Bilgiye en hızlı ulaşacak ve medyaya sürekli olarak ilk elden bilgi aktaracak
yetkili bir birim oluşturulmalıdır. Bu birim yetkin ve tarafsız kişilerden
oluşmalıdır.
ÖRGÜN VE YAYGIN EĞİTİM
Doğal afetlerin etkisini azaltmak, kayıpları en aza indirmek toplumun her
ferdinin ve her kesimin bilinçli ve etkin katılımı ile olacaktır. Deprem
konusunda halkın bilinçlendirilmesi, eğitimin tüm öğelerinin seferber
edilmesiyle mümkündür.
Afet Eğitimi;
• Örgün Eğitim Sistemi
• Yaygın Eğitim Sistemi
• Hizmet İçi Eğitim
• Meslek İçi Eğitim
• Halk Eğitimi
Örgün Eğitim Sistemi İçinde Afet Eğitimi
• Okul Öncesi Afet Eğitimi
• İlk Öğretim
• Orta Öğretim
Yaygın Eğitim Sistemi İçinde Afet Eğitimi
Halk eğitiminin nasıl ve nerede yapılacağı, hangi metot ve yolla kimin
tarafından verileceği, ilgili kurum ve kuruluşlarca kararlaştırılıp plan ve
programlar hazırlanmalıdır. Bu kuruluşlar;
• Milli Eğitim Bakanlığı,
• Görsel ve yazılı kitle iletişim kuruluşları,
• Sivil toplum örgütleridir.
Kalfalık, Ustalık ve Taşeronluk Temiz Belgesi
• İşverenlerce yaptırılan iş tarif edilerek yapılan anlaşmalara uygun olarak
işin fen ve sanat kurallarına, ahlaki değerlere uygun olarak tamamlandığı ve
çalışmalar sırasında verilen işi zamanında tamamlandığını belirten belgedir.
DEPREMDEN VE DEPREMDEN KORUNMA YOLLARI
KİŞİSEL VE AİLE HAZIRLIKLARI
BİNA GÜVENLİĞİ VE EV HAZIRLIĞI
TOPLUM HAZIRLIĞI
DEPREM SONRASINDA YAPACAKLARINIZ
ÇOCUKLARIN BİR DEPREM FELAKETİYLE BAŞA ÇIKMALARINA NASIL YARDIM EDEBİLİRSİNİZ?
DOĞAL AFET SONRASI ORTAYA ÇIKABİLECEK PSİKOLOJİK SORUNLAR
DEPREMİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR?
KİŞİSEL VE AİLE HAZIRLIKLARI
Aileniz için bir deprem anında nasıl hareket edeceğinizi düşünün ve kendinize
göre planlama yapın. Bu amaçla; Evinizin her odasındaki güvenilir yerleri
belirleyin.
Evin tehlikeli noktalarını bilin, (pencereler, aynalar, asılı eşyalar, şömineler
ve yüksek mobilya)
Pratik egzersizler yapın. Çocuklarınızla evin içerisindeki güvenilir noktalara
yerleşin.
Bölgenizdeki Kızılay, Sivil Savunma veya diğer toplum kuruluşlarından ilkyardım
kurallarını öğrenin.
Birbirinizden ayrı olmanız halinde ailenizin nerede buluşacağını belirleyin; Bu
yerler herkesin bildiği yakın çevreden olsun. Örneğin; Komşunun veya size yakın
oturan akrabaların evi, mahallenizdeki okul ve camilerin avluları ile
parklar.... gibi.
Belirlemiş olduğunuz bu yerlerde buluşmanız mümkün olmayabilir çünkü bu yerler
de depremden zarar görmüş olabilirler. Bu sebeple oturduğunuz şehirden en az 100
km. uzakta yaşayan bir akrabanızı haberleşme aracı olarak seçin.
Yukarıdaki bilgileri içeren kartlardan hazırlayın. "AİLEYLE TEKRAR BİR ARAYA
GELME" kısmındaki boşlukları doldurun ve tüm aile bireyleri için çoğaltın. Evde
herkese cüzdanlarında, çantalarında veya ceplerinde taşımaları için verin. Bu
isim ve telefon numaralarını daima yanınızda taşıyın. Tüm aile üyelerinin,
depremden sonra en kısa sürede, önceden belirlemiş olduğunuz bu kişiye haber
vermelerini söyleyin. Ve sizde aynı şekilde bu kişiye nerede ve nasıl olduğunuzu
söyleyin. Eğer tüm aile üyeleri seçmiş olduğunuz kişiye haber verebilirse,
birkaç gün bir araya gelemezseniz dahi, birbirinizin nerede ve nasıl olduğundan
haberdar olabilirsiniz. Birbirinizden haberdar olabilmek kaygı ve stresinizi
oldukça azaltacaktır.
Aracı kişiler dışında ihtiyacınız olabileceğini düşünerek bazı önemli telefon
numaralarını saklamanızda fayda vardır. Bu telefon numaralarını ACİL TELEFON
NUMARALARI çizelgesine kaydediniz.
Bir deprem sırasında aileniz için yaşamsal önem taşıyan belgeleri kaybetmemek
için önlem almak gerekir. Senetler, vasiyet, vergi kayıtları, doğum belgeleri,
nüfus kağıtları ve diğer yaşamsal önem taşıyan belgeleri ateşten etkilenmeyecek
bir yerde saklayın. Bu belgeleri emanet kasada saklayabilirsiniz, yada su
geçirmeyen bir poşetle afet çantasına koyabilirsiniz.
Bu belgelerin arasına bir de ÖNEMLİ AİLEVİ BİLGİLER çizelgelerini doldurarak
saklarsanız yararlı olacaktır.
Aile bireyleri için; bilek veya boyunda taşınabilen madeni künyeler (Adı,
soyadı, doğum yeri, doğum tarihi, dini ve kan grubu) hazırlayın.
Aileniz için taşınabilir bir ilkyardım çantası hazırlayın ve ulaşılabilir bir
yerde hazır bekletin
BİNA GÜVENLİĞİ VE EV HAZIRLIĞI
Evlerinizi yetkililerin size verdiği kurallar doğrultusunda inşa edin. İmar
planında konuta ayrılmış yerler dışındaki alanlara evlerinizi inşa etmeyin.
Evlerinizi deprem yönetmeliğine uygun olarak yapılıp yapılmadığını araştırın.
Evlerinize izinsiz kat inşa etmeyin ve balkon eklemeleri yapmayın veya
yaptırmayın. Bu ilave kat bir deprem sırasında evinizin tamamen yıkılmasına
sebep olabilecektir.
Oturduğunuz binanın güvenliğinden emin değilseniz ve bilgi almak isterseniz
şehrinizdeki Mühendisler ve Mimarlar odasından bu konuda yardım ve bilgi
alabilirsiniz.
Hatların zarar görmemesi halinde, gaz, su ve elektriğin nasıl kapatılacağını
öğrenin.
Evinizdeki bütün odaların en güvenli yerlerini önceden belirleyin. Bu yerler
arasında: İki duvarın birleştiği köşe, sağlam bir masanın altı veya yanı,
kaloriferlerin veya buzdolaplarının yanı, çekyat veya kanepelerin yanı olabilir.
Deprem anında panik yaşayabilir ve doğru düşünemeyebilirsiniz. Böyle bir durumda
önceden nerelere saklanabileceğiniz belirlemeniz, bunu ailedeki herkese
öğretmeniz ve zaman zaman denemeniz faydalı olacaktır. Ayrıca her odanın en
güvenli kısımlarını EK-E’deki DEPREM GÜVENLİK PLANI formatında boş bırakılan
yerleri not edip keserek herkesin görebileceği yere yapıştırın.
Evinizde hasar görebilecek ve/veya verebilecek eşyaları planın uygun yerine not
edin.
Acil durumlar için yiyecek, su, ilaç, ilkyardım çantası, alet ve giyecek
bulundurun.
Büyük bir deprem eşyalarınıza önemli zarar verebilir. Aslında, deprem
zararlarının üçte birinin bina ile ilgili olmayıp, içindeki eşyalardan ve
aletlerden kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Bu mobilyalar, ev aletleri ve
diğer eşyaları kapsar.
a) Ağır Eşyaları ve Su Tanklarını Sabitleme;
Kitaplık, vitrin ve raflı üniteler gibi yüksek, bir yere bağlı bulunmayan
eşyaları “L” dirsekler, köşe dirsekleri yada alüminyum kornişler kullanarak
duvar çivileriyle duvara veya döşemeye sabitleyin.
İçindeki eşyaların kayıp düşmesini önlemek için dolap kapaklarına tahta yada
metalden bir sürgü takın. Bu özellikle, pek çok cam eşyanın bulunduğu durumlarda
son derece önemlidir.
Ağır ve/veya eşyaları alt raflara yerleştirin.
Su kazanını altından ve üstünden sağlam bir zincir veya bantla sarın. Bu
bantları duvardaki çivilere sıkıca bağlayın. Yakıt borusu biraz esnek kalsın.
b) Eşyaları Raf Üstlerine Sabitleme;
Televizyon, müzik seki, bilgisayar ve mikrodalga fırın gibi raf üzerindeki
eşyaları depremlere eşlik eden ileri geri hareketlere karşı korunmak için
sabitleyin. Bu eşyaları ve hatta vazo gibi kırılabilecek diğer hassa eşyaları da
çift taraflı bantlarla kullanarak bulundukları mobilyanın üzerine yapıştırıp
sabitleyebilirsiniz.
c) Ayna ve Tabloları Sabitleme;
Depremler duvardaki ağır tabloları ve aynaları aşağıya indirir. Eğer bunlar
üzerinize düşerse ciddi şekilde yaralanabilirsiniz. Bu nedenle, ağır çerçevesi
olan tüm tabloları ve aynaları yataklardan, koltuklardan ve sandalyelerden uzak
bir yere koyun.
Bu tür eşyaları alt ve üst kısımlarına vidalar yerleştirerek yada bunları bir
telle bağlayarak sabitleyebilirsiniz.
Çift tarafı yapışkan bantlar tabloları, aynaları, duvar saatleri ve benzeri
eşyaları duvara sabitlemek için de kullanabilirsiniz.
d) Asılı Duran Eşyaları Sabitleme;
Asılı duran tüm eşyaların yerini dikkatlice kontrol edin. Bunların, bir deprem
sırasındaki şiddetli sarsıntıda pencerelere çarpacak kadar yakın olup olmadığına
kara verin. Eğer bu kadar yakınlarsa, onların yerini değiştirin.
Evinizde tavandan asılı olan avize ve saksılar varsa onların sarsıntı sırasında
yere düşmeyeceğinden emin olun. Eğer bu avize ve saksılar tavanda ucu açık bir
kancaya asılılarsa saksı kancadan kurtulup düşebilir. Bunu engellemek için
saksının asılı durduğu kancanın diğer ucunun da tavana girmesini sağlayın yada
kancanın ucu kalmayacak şekilde tel bağlayın.
e) Mutfak ve Banyo Dolaplarını Sabitleme;
Mutfak ve banyo dolap kapakları yer hareketi ile birlikte genellikle
kendiliğinden açılır ve içindekilerin hepsi yere düşer. Sürgü takmak dolapların
içindekileri yerinde tutmaya yardım eder.
Acil durumlar için yiyecek, su, ilaç, ilkyardım çantası, alet ve giyecek
bulundurun.
Aileniz için bir deprem anında nasıl hareket edeceğinizi düşünün ve kendinize
göre planlama yapın. Bu amaçla; Evinizin her odasındaki güvenilir yerleri
belirleyin.
Evin tehlikeli noktalarını bilin, (pencereler, aynalar, asılı eşyalar, şömineler
ve yüksek mobilya)
Pratik egzersizler yapın. Çocuklarınızla evin içerisindeki güvenilir noktalara
yerleşin.
Bölgenizdeki Kızılay, Sivil Savunma veya diğer toplum kuruluşlarından ilkyardım
kurallarını öğrenin.
Birbirinizden ayrı olmanız halinde ailenizin nerede buluşacağını belirleyin; Bu
yerler herkesin bildiği yakın çevreden olsun. Örneğin; Komşunun veya size yakın
oturan akrabaların evi, mahallenizdeki okul ve camilerin avluları ile parklar...
gibi.
Belirlemiş olduğunuz bu yerlerde buluşmanız mümkün olmayabilir çünkü bu yerler
de depremden zarar görmüş olabilirler. Bu sebeple oturduğunuz şehirden en az 100
km. uzakta yaşayan bir akrabanızı haberleşme aracı olarak seçin.
Yukarıdaki bilgileri içeren kartlardan hazırlayın. "AİLEYLE TEKRAR BİR ARAYA
GELME" kısmındaki boşlukları doldurun ve tüm aile bireyleri için çoğaltın. Evde
herkese cüzdanlarında, çantalarında veya ceplerinde taşımaları için verin. Bu
isim ve telefon numaralarını daima yanınızda taşıyın. Tüm aile üyelerinin,
depremden sonra en kısa sürede, önceden belirlemiş olduğunuz bu kişiye haber
vermelerini söyleyin. Ve sizde aynı şekilde bu kişiye nerede ve nasıl olduğunuzu
söyleyin. Eğer tüm aile üyeleri seçmiş olduğunuz kişiye haber verebilirse,
birkaç gün bir araya gelemezseniz dahi, birbirinizin nerede ve nasıl olduğundan
haberdar olabilirsiniz. Birbirinizden haberdar olabilmek kaygı ve stresinizi
oldukça azaltacaktır.
Aracı kişiler dışında ihtiyacınız olabileceğini düşünerek bazı önemli telefon
numaralarını saklamanızda fayda vardır. Bu telefon numaralarını ACİL TELEFON
NUMARALARI çizelgesine kaydediniz.
Bir deprem sırasında aileniz için yaşamsal önem taşıyan belgeleri kaybetmemek
için önlem almak gerekir. Senetler, vasiyet, vergi kayıtları, doğum belgeleri,
nüfus kâğıtları ve diğer yaşamsal önem taşıyan belgeleri ateşten etkilenmeyecek
bir yerde saklayın. Bu belgeleri emanet kasada saklayabilirsiniz, yada su
geçirmeyen bir poşetle afet çantasına koyabilirsiniz.
Bu belgelerin arasına bir de ÖNEMLİ AİLEVİ BİLGİLER çizelgelerini doldurarak
saklarsanız yararlı olacaktır.
Aile bireyleri için; bilek veya boyunda taşınabilen madeni künyeler (Adı,
soyadı, doğum yeri, doğum tarihi, dini ve kan grubu) hazırlayın.
Aileniz için taşınabilir bir ilkyardım çantası hazırlayın ve ulaşılabilir bir
yerde hazır bekletin.
TOPLUM HAZIRLIĞI
Bölgenizde bulunan Sivil Savunma ve diğer toplum kuruluşları tarafından
düzenlenecek depreme hazırlık seminer, konferans, kurs gibi eğitim
faaliyetlerine, ilkyardım, yangın söndürme, zarar değerlendirme ile arama ve
kurtarma eğitimlerine katılın.
Araç, teçhizat, materyal listeleri ve paylaşılabilecek özel beceri ve kaynaklara
sahip olan bölge sakinlerinin yer aldığı listeler hazırlayın ve yakın komşular
arasında kendi kendine yardım ağları geliştirin.
Özel ihtiyaçları olan veya özel yardıma gereksinimleri olacak olan komşularınızı
belirleyin.
Depremden sonra can kaybı olmadığını anlamak için beyaz bir bez (çarşaf)
asılması için komşularla anlaşın ve arama kurtarma çalışmalarının beyaz işaret
bezi asılı olmayan yerlerden başlamasını sağlayın.
HALK TARAFINDAN HAZIRLANACAK İLKYARDIM ÇANTASI
Acil durum sonrasında ilkyardım çantaları önemlidir. Ayrıca günlük yaşamdaki
yaralanmalar için de çok kullanışlı olabilir. Evde ve arabanızda bulunması
gereken ilkyardım çantasının yararlı olabilmesi için ulaşılabilir bir yerde ve
hazır olması gerekir. Yılda iki kez tüm ilkyardım malzemelerinizi kontrol ederek
değiştiriniz.
Bir ilkyardım çantasında bulunması gerekenler;
(a) İLAÇLAR
Oksijenli su ve Tentürdiyot
Antibiyotik merhem
Aspirin veya ağrı kesiciler
İshal ilacı
Göz damlası
Soğuk algınlığı/öksürük ilacı
Haşere ilacı
Kulak ve burun damlası
Deri için dezenfektan (mikrop öldürücü) ilaç (püskürtme)
Reçete ile satılan ilaçlardan yedek (Aile fertlerinin kullanmak zorunda olduğu)
Kullananlar için yedek numaralı gözlük
Vitamin
Bir kalıp sabun
Hijyenik kadın bağı
(b) TIBBİ MALZEMELER
Yara bandı
Kauçuktan yapılmış ameliyat eldiveni
Ameliyat maskesi
Tekli sargı
Kelebek sargı
Gazlı bez
İlaç sürmeye veya yara temizlemeye yarayan pamuk parçaları
Yapışkan bant
Sterilize sargı bezi
Kırıklar için malzeme
Eşyaları dezenfekte etmek için %10 çamaşır suyu içeren şişe (püskürtmeli)
Termometre
İlkyardım el kitabı
(c) YİYECEKLER
Kurutulmuş besinler, Konserve et/balık, Konserve sebzeler, Meyve suları, Hazır
çorbalar, Şeker, Tatlı-tuzlu bisküviler, Kuru üzüm-incir, Kuruyemişler saklamak
için uygundur. Bu besinler her zaman evinizin karanlık, rutubetsiz bir köşesinde
saklanabilir.
Pişirilmesine gerek olmayan hazır besinler tercih edilmelidir.
Depolanan besinler her an kullanılma hazır, taze olmalıdır.
Depolanan besinler sağlam bir kutuda evdeki gaz, gibi zehirli olabilecek
maddelerden uzak, farelerin veya böceklerin erişemeyecekleri yerlerde
saklanmalıdır.
Yiyeceklerin yanında evde her zaman fazladan bir iki paket peçete, kağıt
bardak-tabak ve plastik çatal, kaşık, şişe/konserve açacağı bulundurmakta da
fayda vardır.
Evde her zaman haftalık ihtiyacımızdan fazla su bulundurmaya çalışın. Deprem
sonrası temiz su ihtiyacımızın bir süre karşılamak için kullanabilirsiniz.
5. HALK TARAFINDAN HAZIRLANACAK MALZEME VE TEÇHİZAT ÇANTASI
Deprem için malzeme hazırlarken, bu malzemelere deprem evinizi alt üst ettikten
sonra ulaşmanız gerektiğini unutmayın. Söz konusu malzemeleri koymak için düşen
eşyalar altında kalma şansı az olan, kolay bulunur bir yer seçin. Yeriniz darsa,
büyük bir çöp bidonu mükemmel bir saklama yeri olabilir. Apartmanda
yaşıyorsanız, malzemeleri sakladığınız kabı güzel bir masa örtüsüyle
kapatabilirsiniz. Deprem malzeme ve teçhizat çantasında bulunması gerekenler:
İş eldiveni
Balta/tokmak
Kürek (yassı başlı ve sivri uçlu)
Süpürge
Çekiç ve çivi
Tornavida
Kriko
Plastik kaplama rulosu
İp bobini
Tel bobin
Çadır (aile)
Katranlı muşamba, bez (PVC veya çadır bezi, en ,az 2 mt. Olacak)
Uyku tulumu, battaniye
Tülbent bezi (sudaki pislikleri süzmek için)
Bir miktar para
Kurutulmuş yiyecek
Su
Giysi
Yürüyüş ayakkabısı ve çorap, bölgenin yol haritası
Yangın söndürme aleti
Düdük
Pusula
Su geçirmeyen bir kapta, el feneri ve piller veya kimyasal ışık çubuğu, kibrit,
küçük radyo (taşınabilir pilli)
Eğlence paketi-aile resimleri, not defterleri, kitap gibi malzemeler.
SIHHİ MALZEMELER
Plastik torba-çöp bidonuna uygun dayanıklı torba ile daha küçük boyutlarda
fermuarlı torba.
Toz halinde klor kireci (oksitleyici ve aşındırıcı olduğu için uygun bir şekilde
saklanmalıdır)
Tuvalet kağıdı
Susuz temizlik için hazır, nemli temizlik peçeteleri
Tuvalet malzemeleri-havlu-şampuan-diş fırçası ve macunu, deodorant
Böcek, sinek, sivrisinek ve karınca için ilaç.
Çift tarafı yapışkan bantlar tabloları, aynaları, duvar saatleri ve benzeri
eşyaları duvara sabitlemek için de kullanabilirsiniz.
DEPREM SONRASINDA YAPACAKLARINIZ
Paniğe kapılmamaya çalışın. Bir iki dakika durarak sakinleşmeye çalışın.
Yakın çevrenizde tehlikeli bir durum olup olmadığını kontrol edin. Kırılmış
camlar, ortalığa dökülmüş kimyasal bir madde, yerinden oynadığı için düşme
tehlikesi olan eşyalar olup olmadığına bakın.
Ayaklarınızı, ellerinizi ve kafanızı koruyun. Sağlam, sert ayakkabılar, deri
eldiven ve varsa sert bir kask giyin. Yüzünüze toz için bir maske veya maske
yerine geçebilecek bir şeyle ağzınızı ve burnunuzu kapatın.
Eğer karanlıktaysanız fener kullanın. Bir gaz sızıntısı olmadığından emin olana
kadar kibrit kullanmayın ve ışıkları yakmayın.
Çevrenizdekilerin yaralanıp yaralanmadığını kontrol edin. İhtiyacı olanlara
yardım etmeye çalışın. Kesinlikle gerekmiyorsa ağır yaralı olanları hareket
ettirmeyin.
Yangın kontrolü yapın. Küçük çaplı yangınları söndürmeye çalışabilirsiniz. Bunun
için;
Isıyı soğutarak yok etmeye çalışın. (Su veya yangın söndürücü ile)
Ateşin havayla temasını kesebilirsiniz.
Yangına sebep olan yakıtı kesin.
Yangın söndürücüleri alevlerin üst kısmına değil, her zaman ateşin alt kısmına
doğru tutun.
Büyük çaplı yangınları söndürmeye çalışmayın. Derhal uzaklaşın.
Şayet yangının sebebi bir yağ ise ASLA su kullanmayın. Bu yangınları yangın
söndürücülerle yada üstüne bir şeyler kapatarak söndürebilirsiniz.
Tüpleri, elektriği, suyu ve varsa doğalgazı kontrol edin. Gerekliyse hepsine ana
vanadan kapatın. Evdeki tüm aletleri kapatıp fişten çekmeyi unutmayın.
Yerlere düşmüş tellerden kesinlikle uzak durun ve bunlara temas eden eşyalara
dokunmayın.
Şayet piknik tüpü gibi bir aleti kullanacaksanız bunu açık bir alanda yapın. Gaz
sızıntısı ihtimali olan yerlerde tüp kullanmak yangına sebep olabilir.
Ayrıntıları dinlemek için pilli bir radyo kullanın.
Evinizi terk ederken kimlik ve kıymetli eşyalarınızı, kalın giyecek ve battaniye
gibi koruyucu eşyaların bulunduğu çantaları yanınıza alın.
Ailenize, sevdiklerinize ulaşmak için arabaya atlayıp yollara çıkmayın, trafiğin
tıkanması ambulans, itfaiye ve yardım arabalarının zamanında ihtiyacı olanlara
ulaşmasını engelleyecektir.
Çok acil durumlar dışında telefonu kullanmayın.
Sadece uzmanların ve resmi kaynakların açıklama ve uyarılarına uyun. Kulaktan
kulağa yayılan söylentilere itibar etmeyin. Çünkü bu gibi durumlarda hırsızlar,
yağmacılar gibi kötü niyetli insanlar evler boşalsın diye yanlış deprem alarmı
verebilirler.
Deprem sonrası çadırlarınızı yetkililerin gösterdikleri yerlere kurun. Çadırlar
açık alanlara kurulmalı ve geçiş yollarını kapamamalıdır. Çadırları evinizin
yakınına kurmakta ısrarcı davranmayın.
Size yardıma gelen görevlileri gerçekten gereksinim duymadıkça meşgul etmeyin.
Sizler gibi herkes panik halinde ve zor durumda olabilir. Görevlileri gereksiz
yere meşgul etmenin yardım hizmetlerinin aksamasına sebep olacaktır.
Depremden sonra kendinizi ve ailenizin güvenliğinden emin olduktan sonra
çevrenize de yardımcı olmak elinizde. Büyük depremlerin ardından kurtarma
çalışmaları için mümkün olduğunca fazla insana gerensinim duyulacaktır. Eğer
sağlığınız yerinde ise sizde bu çalışmalara katkıda bulunabilirsiniz. Ancak bu
konuda yeterli ve bilgili değilseniz yardımlarınız tehlike yaratabilir. Böyle
bir durumda görevlileri meşgul ederek engellememek yapabileceğiniz en büyük
yardımdır.
Unutmayın; Kendi hayatınızı tehlikeye atarak kahraman olmaya çalışmayın,
fiziksel kapasitenizin üzerinde bir şeye kalkışırsanız ölebilirsiniz ya da size
yardıma gelmeye çalışanların hayatlarını tehlikeye sokabilirsiniz. Bazen yardım
için beklemek sabır ve cesaret gerektirir
ÇOCUKLARIN BİR DEPREM FELAKETİYLE BAŞA ÇIKMALARINA NASIL YARDIM EDEBİLİRSİNİZ?
Bir deprem felaketinin ardından, bazı çocuklarda aşağıdaki belirtiler ortaya
çıkabilir:
Depremin tekrarlanacağından, yada depremi hatırlatacak bazı işaretlerden
(oturduğu koltuğun, yatağın sallanması, uyku sırasındaki gürültü v.b.) aşırı
korkma,
Çok kolay ve sık biçimde sinirlenme, ağlama ve sızlama,
Saldırganlık, yaramazlık yapma, kendini bir işe verememe,
Okulda ve evde daha önce hiç yapmadığı davranışları yapma,
Daha fazla hareketli olma, yerinde duramama, dikkatini belli bir konuya
yoğunlaştırmada güçlük çekme,
Felakete ilişkin sürekli korkular yaşama (örneğin, anne ve babadan artık tamamen
ayrılmak zorunda kalacağından korkma)
Yalnız başına yatmaktan korkma, anne-babası yada bir başka büyükle yatmak
isteme, uykuda kabuslar görme ve çığlık atma, yatak ıslatma,
Yalnız kalmaktan, yanındakilerin uzaklaşmasından korkma, anne ve babanın peşinde
dolanma, okula yada kreşe gitmekten korkma, tuvalette yalnız bırakılmaktan
korkma,
Daha küçük yaşlarda davrandıkları gibi davranma, parmak emme, altını ıslatma,
biberondan beslenmeyi isteme, sürekli kucakta tutulmayı isteme,
Doktor tarafından sebebi bulunamayan mide bulantısı, karın ağrıları, kusma, baş
ağrısı, baş dönmesi, beslenme ve uyku düzensizlikleri gibi şikayetleri gösterme,
Sessizleşip içine kapanma, yaşadıkları üzerinde konuşmaktan kaçınma,
Sürekli bu konu üzerinde konuşmayı isteme (özellikle daha büyük çocuklar) yada
oyunlarında ve masallarında deprem felaketine ilişkin konuları işleme,
Bu deprem felaketinin, kendisinin daha önceden yapmış olduğu bir “kabahat”
yüzünden olduğunu düşünüp, suçluluk duyma,
Bazı çocuklarda, yaşadıkları sıkıntıya ilişkin olarak dıştan fark edilecek
herhangi bir belirti gözlenmeyebilir. Bazılarında ise bu sıkıntılarının ilk
işaretleri, haftaları yada aylar sonra ortaya çıkabilir.
Çocuklarına bu konuda yardım etmek için, anne-babaları yada yakınlarındaki
büyükleri neler yapabilirler?
Çocukları, olaylarla ilgili olarak bilgilendirmenin büyük yararı vardır; onlara
duygusal açıdan destek vermek, aile ve akrabaların felaket sonrası yaraları
sarma çalışmalarında rol almalarını sağlamak, aile ve akrabaların bir arada
oldukları duygusunu yaşamalarına da katkıda bulunur. Bu zorlukları birlikte
aşabilmek, deprem felaketinden çok sonraları bile sürebilecek ve aile
bireylerini güçlendirecek bir “birlik beraberlik” duygusu yaşatacaktır.
Çocuklarınızı rahatlatmak ve onlara güven vermek için zaman ayırın. Bir
felaketle başa çıkmaya çalışırken, yetişkin bir insanın dikkati kolayca başka
konulara kayabilir. Deprem sırasında yada sonrasındaki acil durumlar içindeyken
çocuğunuzu rahatlatmak için vakit ayıramayacağınızı düşünebilirsiniz. Ama bir
dakikalık bile olsa, içten, şefkat dolu bir sarılma, sürekli onun yanında
olduğunuza dair güven verici, sıcak bir iki söz, çocuklarınızın kendilerini
güvende hissedebilmeleri için yeterli olacaktır.
Durumla ilgili olarak bir şey saklamadan, onun anlayabileceği düzeyde basit
sözcüklerle, dürüst olarak bilgi verin. Ailenize neler olduğunu çocuklarınıza
açıklayın. Onların anlayacağı basit sözcükler kullanın. Dürüst olun. Örneğin
okul öncesi bir çocuk için, “Ayşe deprem oldu ve evimiz yıkıldı. Bir süre onun
içinde oturmayacağız. Teyzenlere gideceğiz” gibi bir açıklama yeterli olabilir.
Yaşadığınız bu ciddi durumu, olduğundan daha hafif bir şekilde aktarmaya
çalışmayın. Ancak varolanı da abartmayın, çocuğu doğrudan ilgilendirecek,
hayatını doğrudan etkileyecek konular üzerinde bilgilendirin.
Çocuğun başına gelen felaketi anlamasına yardımcı olun. Çocuklar anlamadıkları
şeylerden korkarlar. Çocuğa depremin ne olduğunu, nasıl olduğunu, nasıl çok
ender olarak ortaya çıkan, ama doğanın ayrılmaz bir parçası olduğunu anlatın.
Çocuklar, bu felaketin kendi yaptıkları herhangi bir “kabahat”la ilişkili
olmadığını, kendi suçlarının olmadığını mutlaka anlamlı, söz konusu bu felaketin
kendilerine verilen bir “ceza” olmadığını çok iyi öğrenmelidir.
Çocuğa ailesinin, aile sisteminin (akrabalar, yakınlar) yada yakın çevrenin
korunması içinde olduğu konusunda güvence verin. Onlara şu tür cümlelerle
yaklaşabilirsiniz. “Evet canım, deprem tehlikeli bir şey. Başımızdan çok üzücü
olaylar geçti. Ama bizler şimdi güvencedeyiz. Bu konu ile ilgili kişiler bize
mutlaka yardım edeceklerdir.”
Olanaklar ölçüsünde, gündelik alışkanlıklarınızı sürdürmeye çalışın. Kendi
olanaklarınız içinde, eğer yapabiliyorsanız, deprem öncesindeki
alışkanlıklarınızı sürdürmeye, yada yeni koşullar altında gerçekleştirdiğiniz
faaliyetlerinizi, olabildiğince eskilerine benzetmeye çalışarak yapmaya çalışın
(yemek saatleri, çocuğunuzu yatırdığınızda masal anlatmak, öğle yemeği sonrası
uykuları, v.b.). Daha büyük çocukların, kendi oyun türleri, oyun zamanları,
mümkün olduğunca değiştirilmeden sürdürülmeye çalışılmalıdır. Deprem gibi bir
kriz, yaşanılan yeri değiştirme durumunda kalmaya ve alışılmış gündelik
faaliyetlerde kesintilere yol açtığından, kendi başına ciddi stres yaratabilir.
Bu tür sarsıcı zamanlarda az da olsa bazı alışkanlıkları sürdürmeye çalışmanın,
çocuklara belirli bir düzeyde kontrol duygusu yaşatabilmede katkısı olacaktır.
Bu olaylardan sonra, kendinizin de neler hissettiğini çocuklarınızla paylaşın;
başınıza gelenlere nasıl olumlu bir şekilde yaklaşmaya çalıştığınızı anlatın.
Örneğin şöyle bir şey söyleyebilirsiniz: “Evden ayrılmak zorunda kaldığımız için
bende çok üzgünüm, ağlamamın nedeni bu. Gel bana bir sarıl. Çok iyi gelecek”
Çocukların da arada sırada bir şeyler yapmasına izin verin ve onun kendisini
aile sisteminin bir parçası olarak hissetmesinin, “bir arada olma” duygusunu
yaşaması açısından büyük yararı vardır.
Çocuklarınızın duygularını ve yaşadığı sıkıntıyı anladığınızı ve hepsini kabul
ettiğinizi belirten sözcükler kullanın. Örneğin şuna benzer bir şeyler
söyleyebilirsiniz:
"Ahmetçiğim, ağlamanın hiçbir sakıncası yok. Kendini rahat bırak. Halanlarda
rahat edeceğiz.” Çocuğunuza, “sakin ol; korkma; üzülme” gibi sözlerle neler
hissetmesi gerektiğini söyleyin. Sadece hissettiklerini dinlemeye hazır
olduğunuzu, yaşadığı duyguların hepsinin çok normal olduğunu söyleyin.
Çocuğunuzun yaşına uygun olarak, gündelik yaşantınız içinde yapıcı bir şeyler
yapabilmesini sağlayacak işler verin. Çocuğunuzu, ailenin yaşadığı felaketten
sonraki “yaraları sarma” faaliyetleri içine sokarsanız, onun kontrol duygusu
yaşamasını ve katkıda bulunabildiğini düşünmesini sağlarsınız. Eğer
yapabiliyorsa, sofrayı hazırlamasına, ekmekleri yerleştirmesine, su taşınmasına,
v.b. işlere yardımcı olmasına izi verin. Onları güvenli bir şekilde meşgul
etmeye çalışın. Aileye bu şekilde yardım edişinden duyduğunuz memnuniyeti
belirtin. Bununla beraber, bu sorumlulukların onu, ihtiyacı olan “arkadaş
oyunları”ndan çok fazla uzak tutmasına da engel olun.
Cesaret, sabır, kararlılık, yardımlaşma, problemleri çözmeye çalışma ve başa
çıkma konusunda çabalama gibi davranışlarınızla, çocuklarınıza örnek olmaya
çalışın. Çocuklarınızın dikkatini, benzer felaketi yaşamış diğer ailelere ve
onlara yardımcı olmaya çalışan diğer insanlara çekmeye çalışın. “Ellerinden
geleni yapıyorlar Ayşeciğim. Bak dün bütün gece karşı evdekileri kurtarmaya
çalıştılar. Komşularımızda aynı şekilde uğraşıyorlar. Bu işi atlatmak için hep
birlikte çalışmalıyız.” Şeklinde bir şeyler söyleyebilirsiniz. Yaşadıklarınızla
başa çıkmak için neler yaptığınızı ona söyleyin. “Kendimi kötü hissettiğimde
birlikte yaşadığımız güzel günleri düşünüyorum ve kendime zamanla her şeyin
yeniden düzeleceğini hatırlatıyorum. Benim işime yarıyor. Bir denemek ister
misin? Belki seninde işine yarar.”
Kendinizi rahatlatmak ve sakinleştirmek için kendinize zaman ayırın. Kriz
ortamından uzaklaşmak için kendinize çok kısa bir ara verin. Örneğin birkaç
dakika yürüyün. Zihninizi sakinleştirmeye çalışın. Eğer siz sağlam olursanız
ailenize daha çok yardım edebilirsiniz.
DOĞAL AFET SONRASI ORTAYA ÇIKABİLECEK PSİKOLOJİK SORUNLAR
İlk günlerde karşılaşılabilecek stres tepkileri:
Duygusal tepkiler: Geçici şok, korku, öfke, suçluluk, utanç, çaresizlik ve
umutsuzluk hisleri yada duygusal donukluk hali (hiçbir duyguyu yaşamama)
Zihinsel tepkiler: Akıl karışıklığı, içinde bulunulan günü-saati-yeri bilememe,
kararsızlık, kuruntu, dikkat azalması, dikkati bir konuya vermede güçlük, hafıza
kaybı, istenmeyen anıların hatırlanması, kendini suçlama.
Fiziksel tepkiler: Gerilim, yorgunluk, uyuma güçlüğü, bedensel ağrı ve acılar,
kalp atışlarında hızlanma, bulantı, iştah artması yada azalması, ani irkilmeler,
tedirginlik, cinsel istek azalması.
Sosyal tepkiler: İş, okul, arkadaşlık ve evlilik yaşamında yada ana-baba olarak
yaşanan sorunlar; huzursuzluk, güvensizlik, insanlardan uzaklaşma, kendini
reddedilmiş yada terk edilmiş gibi hissetme, yakınlık duymama, aşırı yargılayıcı
olma, çatışma her şeyi kontrol altında tutma isteği.
Doğal afet yaşamış birçok insan yukarıda özetlenen bu stres tepkileriyle
karşılaşırlar ve kısa bir süre sonra bunlardan büyük ölçüde kurtulup daha da
güçlenebilirler. Ancak bazılarında travma sonrası stres bozukluğu, kaygı
bozuklukları ve depresyon belirtileri ortaya çıkabilir. Bu belirtiler de şöylece
özetlenebilir:
Kendini bir rüyadaymış, bedeninin dışındaymış veya gerçek değilmiş gibi
hissetme; bazı anıları hatırlayamama hali,
Rahatsız edici anılardan kaçınmak için alkol kullanımı gibi aşırı davranışlar,
Aşırı duygusal boşluk hissi; tam bir boşluktaymış gibi hiçbir duyguyu
hissetmeme,
Aşırı uyarılmışlık hisleri; panik atakları, öfke patlamaları, aşırı huzursuzluk
yoğun duygu yüklenmesi,
Aşırı kaygı; kişiyi adeta hareketsiz bırakan endişe hali, aşırı çaresizlik
hissetme, saplantı düşüncelere dalma yada takıntılı ve tekrarlayıcı hareketler,
Aşırı depresyon (ruhsal çökkünlük) hali; umutsuzluk, öz saygı, istek ve yaşam
amaçlarının kaybı.
Doğal afet yaşamış kişilerin bazılarında görülebilecek bu belirtilerin
yoğunlaşmasına yol açabilecek bazı etkiler şunlardır:
Yaşamı tehdit eden bir tehlike veya fiziki zarar (özellikle çocuklarda),
Ölümle burun buruna gelme, bedensel yaralanma, cesetleri görme,
Aşırı yıkıcı ve saldırganlık içeren olayların içinde kalma,
Evini, değer verdiği eşyalarını, komşularını yada ait olduğu grubu kaybetme,
Yakın ilişkide olduğu insanlarla haberleşmeyi veya onların desteklerini
kaybetme,
Yoğun duygusal tepkilerle karşılaşma (özellikle kurtarma ekip görevlilerinde),
Tehlike, kayıp, duygusal ve fiziksel baskıya uzun süre maruz kalma,
Aşırı yorgunluk, açlık yada uykusuzluk yaşama,
Zehirleyici maddelere (gaz gibi) maruz kalma,
DOĞAL AFET STRESİNİN ETKİLERİNDEN KURTULMAK İÇİN ALINACAK ÖNLEMLER
KORUN: Kendine barınabileceğin bir yer bul. Yiyecek-içecek sağla, sağlıklı bir
ortam oluşturmaya çalış. Zaman zaman kendinle baş başa kalabileceğin, sessizce
oturup, kısa süreli de olsa rahatlamaya ve uyumaya çalışabileceğin bir yerin
olmalı.
HAREKETE GEÇ: Öz saygını, amaçlarını umut hissini yeniden kazanmana yardımcı
olmak için sana ve ailene ait özel eşyalarından kurtarabildiklerini koruma
altına al.
TEMAS KUR: Ailenle, arkadaşlarınla iletişim sağlamaya çalış; dinleyen kimi
bulursan yaşadıklarını anlat; ulaşabiliyorsan uzmanlara başvurup onlara anlat.
EN YAKIN YARDIM KURUMLARINA BAŞVUR: Temel acil yardımlar, temizlik, sağlık ve
konut gereksinimlerin için en yakın ulaşabileceğin yardım kuruluşuna başvur ve
yardım iste.
Afet sonrasında yaşadığın her gün için:
Kendin ve ailen için o gün yapılacak en önemli şeyin ne olduğunu belirle.
Tüm dikkatini kendinin ve yakınlarının yaşamakta olduklarına odakla, durumu
gözden geçirip yeniden değerlendir; böylece neyin önemli neyin önemsiz olduğunu
kesin olarak belirleyebilirsiniz.
Yaşadıklarının senin için ne anlama geldiğini anlamaya çalış ki, yaşama tekrar
sıkıca sarılabilesin ve hatta
DEPREMİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR?
Ulusça büyük bir felaket yaşadık; bu tür olaylardan hemen sonra insanlar tipik
olarak şok tepkisi içine girerler.
İlk şoktan sonra herkes aynı tepkileri göstermez. Aşağıda belirtilenler böyle
bir felaket durumuna karşı insanların gösterdikleri normal tepkilerdir;
Kendinizi eskiye kıyasla daha sinirli hissedebilirsiniz. Bazı duygularda çok
fazla ve ani iniş-çıkışlar olur. Endişeli, sinirli yada karamsar olabilirsiniz.
Düşünce ve davranışlarınız olayın etkisi altındadır. Olayla ilgili anılarınızı
tekrar tekrar anlatmak ihtiyacı duyarsınız. Yaşadıklarınız gözünüzün önünden
gitmez, her an tekrar deprem olacakmış gibi hisseder, korku duyabilirsiniz.
Dikkatinizi yaptığınız işe vermekte ya da karar vermekte zorlanırsınız. Kafanız
kolayca karışabilir. Hafızanızda problemler olabilir. Olan bitenlere inanmakta
güçlük çekebilirsiniz. Uykunuz, yeme düzeniniz ve iştahınız bozulabilir. Merak
etmeyin! Ancak güçlü kalmak, yakınlarınıza ve çevrenize yardımcı olabilmek için
elinizden geldiğince iyi beslenmeye ve dinlenmeye çalışın.
Başından yıkıcı olay geçmiş diğer kişilerle sürekli olarak konuşma ihtiyacı
duyabilirsiniz. Ama zaman zaman da içinize kapanıp hiç konuşmadan düşünme
ihtiyacı duyabilirsiniz. Bunlar normaldir. Başka insanlarla sık sık
konuşmanızın, duygularınızı paylaşmanızın size yararı olacaktır.
Yoğun stresten ötürü vücudunuzda bazı belirtiler ortaya çıkabilir; örneğin baş
ağrıları, bulantı ve göğüs ağrıları olabilir ve bir tedavi gerektirebilir. Daha
önce sürekli tedavi gerektiren tıbbi bir rahatsızlığınız varsa, şiddeti
artabilir. Bu durumda tıbbi yardıma başvurunuz.
Şu noktayı anlamak önemlidir;
Aynı olaya herkes aynı tepkiyi gösteremez. Bazı insanlar hemen tepki
gösterirler, bazılarının tepkisi aylar, hatta yıllar sonra, gecikmeli olarak
ortaya çıkabilir. Bazılarının yaşadığı rahatsızlık verici tepkiler uzun zaman
sürer, diğerleri ise çok çabuk eski hallerine döner.
Tepkiler zaman içinde de değişir. Bazıları olayın yaşandığı sırada çok
enerjiktirler ve sanki bu enerji sayesinde, olayla daha kolay baş ederler, ama
hemen sonra umutsuzluk ve karamsarlık yaşarlar.
Kendinize ve ailenize nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Duygusal olarak yeniden eskisi gibi sağlıklı bir duruma gelebilmeniz ve
yaşamınızın kontrolünü yeniden ele geçirebilmeniz için yapabileceğiniz çeşitli
şeyler vardır:
Bu dönem, kuşkusuz yaşamınızın zor bir dönemidir. Toparlanmak ve kendinize
gelmek için zaman tanıyın. Kayıplarınız için yas tutmanız en doğal hakkınızdır.
Duygularınızda iniş çıkışlar olması normaldir.
Bu olayı yaşayan herkes sizin hissettiklerinizi hissetmektedir, onlarla
dayanışma içinde olun, duygularınızı paylaşın.
Alkol ve uyuşturucu ilaçlardan uzak durun.
Kendinizi oyalayın. Bu oyalama çabaları, başkalarına yardımcı olmak, şu anda
olabildiğince hayatınızı düzene koymaya çalışmak yada çocuklarınızla daha
yakından ilgilenmek biçiminde olabilir.
Duygusal olarak yakın gelecekte neler yapabileceğinizi öğrenmeye çalışın, bilgi
edinin veya sağlık kuruluşlarının deprem için oluşturulmuş özel birimlere
başvurun.
Çocuklar için neler yapmalı?
Bir depremden sonra yaşanan korku ve kaygı, özellikle çocuklar için çok
zorlayıcıdır. Bazı çocuklar, daha küçük yaşlarda yaptıkları gibi, parmak emme,
altını ıslatma gibi davranışlara geri dönebilirler. Kâbuslar görebilir, yalnız
yatmaktan korkabilirler. Okul başarıları etkilenebilir. Ayrıca daha sık
öfkelenebilir yada içlerine kapanıp, yalnız kalmak isteyebilirler.
Bu çocuklar için yapılabilecek bazı şeyler aşağıda sıralanmaktadır:
Onlarla daha fazla zaman geçirin. Olaydan hemen sonraki günlerde çocuğunuz
sizden ayrılmak istemeyebilir. Sık sık elinizi tutmak, kucağınıza oturmak,
boynunuza sarılmak isteyebilir. Her fırsatta kendisiyle ilgilenmenizi
bekleyebilir. Bunlara göz yumun, anlayışlı davranın Onlara dokunun, sarılın. Bu
tür fiziksel temas çocuklar için çok yararlıdır.
Gerginliklerini azaltmak için onlara oyun imkanları tanıyın. Resmi kurumların
açtığı çocuk merkezlerine gönderin. Buradaki oyun ve resim yapma faaliyetlerine
katılmaya teşvik edin. Küçük çocuklar resim yaparak olayla ilgili
gerginliklerinden kurtulabilir. Yaşadıklarını resme dökmeleri onlar için
yararlıdır.
Dokuz yaşından daha büyük çocuklarınızın sizinle ayrıntılı konuşmalarına izin
verin, duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri için onları destekleyin,
yüreklendirin. Bu sayede felaketle ilgili olarak kafalarındaki sorulara cevaplar
bulabilirler ve korkuları azalır. Sordukları soruları onların anlayabileceği
biçimde cevaplamaya çalışın. Sık sık onları sevdiğinizi, korkularını ve
kaygılarını anladığınızı gösterin. Yemek yemek, oynamak, uyumak gibi
faaliyetleri mümkün olduğunca belli saatlerde yapmalarını sağlamaya çalışın. Bu
sayede çocuklarınıza hayatın normal normale dönmekte olduğu duygusunu
verebilirsiniz.
Unutmayın! Yalnız Değilsiniz: Daha sonraki haftalarda ve aylarda da psikolojik
sorunlarınız için size yardım edecek profesyonel insanlar ve kurumlar mevcuttur.
Depremden sonra çok normal olan gerginlik ve stres haliniz çok uzun süre devam
ederse mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurunuz.
YANGINLAR
Yangınlarda birer doğal afettir. Yangınlar genelde insanların dikkatsizleri
sonucu ortaya çıkar. Yangın, maddenin ısı ve oksijenle birleşmesi sonucu oluşan
kimyasal bir olaydır. Yanma olayının oluşabilmesi için madde, ısı ve oksijenin
(hava) bir arada olması gerekir.
*Yangının Nedenleri:
1. Korunma Önlemlerinin Alınmaması
2. Bilgisizlik
3. Kaza
4. İhmal
5. Sabotaj
6. Sıçrama
7. Doğa Olayları
*Yangın Kapınızı Çalarsa Ne Yapmalıyız
1. Telaşlanmayınız,
2. Bulunduğunuz yerde yangın ihbar düğmesi varsa ona basınız,
3. İtfaiyeye telefon ediniz,
4. Yangın adresini en kısa ve doğru şekilde bildiriniz,
5. Mümkünse yangının cinsini (Bina, benzin, araç vb) bildiriniz,
6. Yangını çevrenizdekilere duyurunuz,
7. İtfaiye gelinceye kadar yangını söndürmek için elde mevcut imkânlardan
yararlanınız
8. Yangının yayılmasını önlemek için kapı ve pencereleri kapatınız,
9. Bunları yaparken kendinizi ve başkalarını tehlikeye atmayınız,
10. Görevlilerden başkasının yangın sahasına girmesine mani olunuz.
YANGINDAN KORUNMA EKİPLERİ
Ekipler:
Daire ve kurumlarda, yangınla mücadele amacıyla memur, işçi sözleşmeli ve
hizmetli personelden aşağıdaki ekipler oluşturulur.
Söndürme ekibi,
Kurtarma ekibi,
Koruma ekibi,
İlkyardım ekibi,
Ekipler yönergeye yönetmelikte görevlendirilen amirin belirleyeceği ihtiyaca
göre en büyük amirin onayıyla kurulur. Söndürme kurtarma ekipleri en az 3’er,
koruma ve ilkyardım ekipleri ise an az 2’şer kişiden oluşur.
Kurumda sivil savunma servisleri kurulmuşsa, söz konusu ekiplerin görevleri bu
servislerce yürütülür.
Ekip Başı:
Her ekipte bir ekip başı bulunur. Ekip başı, aynı zamanda yönergeyi uygulamakla
görevli amirin yardımcısıdır.
Ekiplerin Görevleri:
Binalarda oluşturulan ekiplerin görevleri şunlardır.
Söndürme ekibi: Binada çıkacak yangına derhal müdahale ederek söndürme veya
genişlemesine mani olmak.
Kurtarma ekibi: Kurtarma ekibince kurtarılan eşya ve evrakı korumak, yangın
nedeniyle ortaya çıkması muhtemel panik ve kargaşayı önlemek.
İlkyardım ekibi: Yangın nedeniyle yaralanan ve hastalanan kişilere ilk yardım
yapmak.
Ekiplerin birbiriyle işbirliği yapmaları ve karşılıklı yardımlaşmada bulunmaları
esastır.
Ekiplerin Sevk ve İdaresi:
Ekiplerin yangın anında sevk ve idaresi, itfaiye gelinceye kadar yönergeyi
uygulamakla görevli amir ve yardımcılarına aittir. Bu süre içinde ekipler ancak
dairenin en büyük amiri veya mahallin en büyük mülki amirlerinden emir alırlar.
İtfaiye gelince söndürme ve kurtarma ekipleri derhal itfaiye amirlerinin emrine
girerler.
İKAZ VE ALARM
Sivil Savunma Genel Müdürlüğünce yurt çapında kurulmuş bulunan İkaz ve Alarm
Sistemlerinin amacı, düşman saldırısını önceden haber almak ve tehlikeye karşı
halkı uyararak bir takım önlemlerin alınmasını sağlamaktır.
İKAZ VE ALARM İŞARETLERİ
İkaz ve Alarm işaretleri sarı, kırmızı, beyaz ikaz ve radyoaktif serpinti
tehlikesi ile kimyasal savaş maddeleri tehlikesi alarmı olmak üzere beşe
ayrılır.
1- Sarı İkaz
Hava saldırısı ihtimali var olduğunu işaret eden sarı ikaz, 3 dakika süren düz
siren sesi ile duyurulur.
Bu ikazı duyunca; bina içindeki doğal gaz, hava gazı, elektrik, su ana
anahtarlarını kapatınız. Yanan ocak, soba gibi şeyleri söndürünüz, kapı ve
pencereleri kapatıp, perdeleri çekiniz, varsa maske, ilkyardım çantası yoksa
gazlı bez, steril pansuman, hazır pansuman, flaster ve lüzumlu ilaçlar gibi ilk
yardım malzemesi, pilli veya transistorlu radyo, el feneri, gemici feneri, gaz
ocağı, mevsime göre palto, manto, pardösü ve diğer giyecekler gibi eşyalarla
tabak, bardak, çatal, kaşık, içme ve kullanma suyu ve diğer ihtiyaçlar daha
önceden sığınak yerinde hazırlanmamışsa sığınağa taşıyınız. Bu hazırlıkları bir
kaç gün sığınakta kalacağınızı varsayarak yapınız.
Dışarıda bulunuyorsanız; ikaz haberini duyunca hemen sığınabileceğiniz bir
sığınak veya sağlam bir bodrum, duvar dibi veya bir çukura yaklaşınız.
Hemen gidilmesi mümkün ise evinize veya iş yerinize gidiniz.
2- Kırmızı İkaz(ALARM)
Hava saldırısı tehlikesi olduğunu işaret eden kırmızı ikaz, 3 dakika süren
yükselip alçalan dalgalı siren sesi ile duyurulur.
Bu ikazı duyunca; Sarı ikaz sırasında eksik kalanları tamamlayınız, gerekli olan
malzemeleri de yanınıza alarak hemen sığınak yerine gidiniz. Tehlike geçti ikazı
verilinceye kadar sakin bir şekilde burada bekleyiniz.
Bina dışında bulunuyorsanız; hemen en yakın bir sığınak veya sağlam bodrum,
duvar dibi veya çukur bir yere sığınarak saklanınız. Tehlike geçti ikazına kadar
sükûnetle bekleyiniz.
3- Radyoaktif Serpinti İkazı (Alarm)
Radyoaktif serpinti tehlikesini işaret eden bu ikaz ise 3 dakika süreli
kesik-kesik siren sesi ile duyurulur.
Bu ikazla hemen, yukarıda olduğu gibi gereken malzeme ve yiyecek maddeleri ile
birlikte sığınak veya sığınma yerlerine gidiniz. Yapılacak uyarılara hazırlıklı
bulunuz.
4- Kimyasal Savaş Maddeleri Tehlikesi İkazı (Alarm)
Saldırının kimyasal silahlarla yapılması halinde, ikaz radyoaktif serpintide
olduğu gibi 3 dakika süreli kesik kesik siren sesi ile ve Radyo - Tv den
verilir.
Bu ikazı duyunca, bulunduğunuz binada sığınak veya sığınma yeriniz yoksa
· Konutların ve işyerlerinin iç kısımlarında penceresi az ve korunmaya elverişli
bir bölümü sığınma yeri olarak seçiniz.
· İçeriye gaz sızmasını önlemek için kapı ve pencere gibi yerlerin çevresi ve
aralıklarını bant macun veya çamaşır suyuna batırılmış bezlerle kapatınız.
· Ağız ve burunu ıslatılmış bez arasına konulmuş ıslak pamukla maskeleyiniz.
· İlk yardım malzemeleri, depolanmış su ve temiz bezleri alarak sığınma yerinde
tehlike geçti haberine dek bekleyiniz.
Dışarıda bulunuyorsanız;
En yakın kapalı yere giriniz, yalnız kapalı yere girmeden önce, elbiselerinize
gaz bulaşmış olabileceğinden, elbiselerinizi yıkayınız veya değiştiriniz,
mümkünse naylon torbaya koyunuz. Cildinizi de bol su ile yıkayınız. Su yoksa
temiz bir bezle bulaşan yeri sürtmeden emdirilerek temizleyiniz. Kimyasal gaza
maruz kalmış kişide nefes alma zorluğu, baş dönmesi, kusma, kızarıklık ve
gözlerde yanma, şişme görüldüğünde, yine bol su ile bu bölgeleri yıkayınız.
Kişiyi sıcak tutunuz, fazla hareket ettirmeyiniz. En kısa zamanda tedavi
merkezlerine ulaştırmaya çalışınız.
Kirlenmiş araç ve gereçlerinizi deterjanlı su veya çamaşır suyu ile temizleyerek
gerekirse kullanınız.
5- Tehlike Geçti (BEYAZ İKAZ)
Tehlike geçti işareti, radyo, televizyon, hoparlör, megafon gibi araçlarla
duyurulur. Bu haberi duyunca sığındığınız yerden çıkarak normal yerlerinize
dönünüz, yardıma muhtaç olanlar varsa yardım ediniz.
Bu İkaz ve Alarm işaretlerini tanımak, tanıtmak ve alınacak tedbirleri bilmek,
olağanüstü hal ve savaş durumundan en az zararla çıkmamızı sağlayacaktır.
NÜKLEER, BİYOLOJİK, KİMYASAL (NBC) SAVAŞ VE KORUNMA
NÜKLEER SİLAHLAR
GİRİŞ
Nükleer silah deyimi bize; atom çekirdeğini hatırlatmaktadır. Çünkü bir atomun
parçalanması ya da iki atomun birleşmesi halinde açığa çıkan enerjiden istifade
edilerek nükleer silahlar yapılmış ve geliştirilmiştir. Bu enerji, gerçekte çok
fazla ise de faydalanılan kısmı gayet azdır. Fakat bir bombada milyarlarca atom
bir anda parçalandığı ya da birleştiği için açığa çıkan enerji astronomik
rakamlarla konuşulacak düzeye ulaşmakta ve bu enerjiyi anlatacak birim,
bildiğimiz ölçülerden farklı, onların dışında bir şey olmaktadır. Bu kısa
açıklama, atom ve hidrojen silahlarının ayrı esaslara göre yapıldıklarını ve
klasik silahlardan başka nitelikte olduklarını göstermeyecektir. Atom silahları
(Nükleer silahlar), fisyon olayından istifade edilerek yapılmıştır. Bu olay,
bazı ağır metal (uranyum, plutonyum gibi) atomların nötron bombardımanı
sayesinde eşit olmayan iki parçaya ayrılmasıdır. Bu esasa göre yapılan silahlar
için enerji birimi kiloton (KT), 1.000 ton T.N.T (Dinamit) nin yıkma gücüne eşit
bir basıncın ifadesidir. Hidrojen silahları (Termonükleer silahlar), füzyon
olayından faydalanılarak yapılmıştır. Bu olay bazı ağır hidrojen (döteryum,
trityum gibi) atomlarının çok şiddetli ısı karşısında birleşmeleridir. (Bu ısıyı
ancak bir atom infilakı verebilmektedir). Bu esasa göre yapılan silahlar için
kudret birimi megaton (MT) dur. Megaton 1.000.000 ton T.N.T.nin yıkma gücüne
denk bir basınçtır. Gerek atom, gerekse hidrojen silahları infilak ettirildikten
sonra yaptıkları etkinin özelliklerinden hiçbir fark göstermediklerinden hepsine
birden NÜKLEER SİLAH deyimini kullanmakta bir sakınca yoktur.
NÜKLEER SİLAHLARLA KLASİK SİLAHLAR ARASINDAKİ FARKLAR
Nükleer silahlarla klasik silahların karşılaştırılması ise bize şu sonuçları
vermektedir. 1. Klasik silahlar bir amaç (Yan etkileri hariç) için
kullanıldıkları halde, nükleer silahlar aynı anda bir çok etkiyi birden
yapabilmektedirler. 2. Klasik silahlarda etki alanı olarak sokak ya da binalar
kabul edildiği halde, nükleer silahların en küçüğünün (Nominal bomba=20 KT.'luk)
etki alanını kilometrelerle ifade etmek gerekmektedir. 3. Klasik silahlarda en
ağır etkili bir tahrip bombasının etki süresi saniyenin 1/100'ü olduğu halde
nominal atom bombasındaki basınç etki süresi 7/10 saniye; nominal bombanın 500
katı olan 10 M.T'luk Hidrojen bombasında 5 saniyedir. 4. Klasik silahlardan
olmayan radyolojik etki, nükleer silahların infilakı halinde diğer etkilerle
birlikte radyolojik etkileri de ölüm ve hastalık saçar. Ayrıca silahın yerde
veya yere yakın infilakında radyoaktif serpinti tehlikesi doğar.
ATOM VE HİDROJEN BOMBALARI ARASINDAKİ FARKLAR
Bu silahların belirtilmesi gereken başlıca farklılıkları şunlardır; 1. Hidrojen
silahları istenilen kudrette yapılabildiği halde atom silahları için sınırlı
kudret söz konusudur. 2. İki silahın etki alanları değişiktir. Aynı ağırlıkta
olan iki silahtan; hidrojen silahlarının etki alanı yarıçapı atom silahlarının
2,5 katıdır.
NÜKLEER SİLAHLARIN ETKİLERİ
Bir nükleer infilakta, ilk önce silahın kudretine göre yarıçapı değişen bir ateş
topu hasıl olur. Ateş topunun merkezindeki ısı, güneşteki ısıdan 2-3 defa daha
fazladır. İşte aşağıda incelemeye başlayacağımız bütün etkiler etrafa bu ateş
topundan yayılmaktadır. Nükleer silahların etkileri; Ani Etkiler ve Kalıntı
Etkiler olarak ikiye ayrılır.
1) Ani Etkiler (Patlamadan sonra ilk 1 dakika içerisinde meydana gelir)
-Işık,
- Isı,
-Ani Nükleer Radyasyon
-Basınç (Blast)
-Elektromanyetik Pals
2) Kalıntı Etkiler (Radyoaktif Serpinti)
Radyoaktif serpinti bomba patladıktan 30-60 dakika sonra başlar. Nükleer
infilakın bütün etkilerini 100 kabul edersek, bu etkilerden:
-%35'i Isı (Işık ile birlikte gelmektedir).
-%5i Ani Nükleer Radyasyon
-%45'i Basınç (Blast)
-%15'i Kalıntı Etki (Radyoaktif Serpinti)
olarak karşımıza çıkmaktadır.
ANİ ETKİLER
1. Işık
Nükleer şimşek adı da verilen bu ışık güneşten birkaç defa parlak olduğu için
pırıl pırıl güneşli bir günde bile bir nükleer infilakı rahatça haber
verebilecek niteliktedir. Ancak, muayyen-mesafeler için çıplak göze, direk
ulaştığı takdirde 15–45 dakika süren geçici bir körlüğe sebep olmaktadır.
Nükleer şimşekten korunmak için saydam olmayan her çeşit ekrandan istifade
edebiliriz. Bu ekran, ince bir kağıt bile olabilir. (Işığın öldürme gücü
olmadığından % hesabında ayrıca yer verilmemiştir).
2. Isı
Nükleer ısı radyasyonları, nükleer şimşeğin beraberinde gelmektedir. Bu sebeple
belirli bir uzaklıkta ve açıkta bulunan şahıslar için çok tehlikeli olurlar.
Isı radyasyonlarının özellikleri,
-Devamlıdır,
-Çok süratlidir,
-Çevre, ısısını ani olarak yükselttiğinden geniş çapta yangınlara sebep olur,
-Mesafe ile azalır,
-Nüfus hassası yoktur,
şeklinde özetlenebilir.
Bu özelliklere göre ısı radyasyonları incelenirse görülür ki ışık hızındadırlar
ve silahın kudreti ile değişen bir devamlılıkları vardır. Ancak infilak yerinden
uzaklaştıkça şiddetinden kaybetmekte ve saydam olmayan bir hail (ekran)
tarafından hailin tutuşma ve yanma kabiliyeti ile ters orantılı olarak
durdurulabilmekte ya da şiddeti azaltılabilmektedir. Yine bu yüzden belirli
çevrelerde çok şiddetli (yanma kabiliyetinde olan her şeyin tutuştuğu) ve yine
belirli çevrelerde çabuk tutuşan maddelerin çıkardığı yangınlar görülmektedir.
3. Ani Nükleer Radyasyon
Öldürme kudretinde olan bir etki de ani nükleer radyasyondur. Bu etkilerden söz
edilince hemen akla gelen en önemli tehlikeler; alfa ve beta partikülleri ile
nötronlar ve gama ışınlarıdır. Bunlardan:
a) Alfa Zerreleri
2 nötron, 2 protonu olan pozitif elektrik yüklü partiküllerdir. Menzilleri
birkaç santimetre içinde olup nüfuz hassasları yoktur.
b) Beta Zerreleri
Negatif elektrik yüklü ve çok küçük kitlesi olan bir iyondur. Menzili 4-5 metre
kadar olup nüfuz kabiliyeti bulunmamaktadır.
c) Nötronlar
Elektrik yükü olmayan fakat atom çekirdeklerinden fırladıklarında radyoaktif
olmaya müsait cisimlerin atomlarını parçalayıp onları suni olarak radyoaktif
hale getiren zerrelerdir. Büyük tehlike yaratacak kabiliyettedirler fakat
menzilleri 100 metreden biraz fazladır.
d) Gama Işınları ve Gama Işınlarının Özellikleri
Yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar halinde intişar eden bu etkinin hem
uzun menzilli ve kitlesiz oluşu, hem de engel tanımayan bir nüfuz kabiliyeti
bulunuşu tehlikeyi çoğaltmaktadır. Bu sebeple Ani Nükleer Radyasyon denince
hemen "Gama Işınları" akla gelir.
Gama Işınlarının Özellikleri
-Devamlıdır,
-Çok süratlidir,
-Hissedilmez,
-Büyük bir nüfuz hassası vardır,
-Kısa bir süre için tesirlidir,
-Öldürücüdür,
-Cansızlara etkisi yoktur.
Şu halde gama ışınları bir dakika ya da biraz fazla devamlılığı olan, ışık
hızında intişar eden, duyu organları ile varlığını anlamak mümkün olmayan ve
hücreleri iyonize ederek insanı hasta edip öldürebilen bir tehlikedir. Bunlardan
daha önemlisi bu ışınları hiçbir engelin tamamen durdurma imkanı
sağlayamamasıdır.
Önemli özelliği kısa bir süre için etkili oluşudur ve cansızlara etkisi
olmadığından herhangi bir yan etkisi söz konusu değildir. Örneğin: Gama ışını
etkisinde kalmış gerek su, gerek çiğ ve pişmiş gıda maddelerinin içilip
yenilmesinden bir zarar doğmayacağı gibi maden, taş ve toprak gibi diğer
maddeler de ayrıca bir tehlike teşkil etmezler.
Burada korunma yönünden en çok üzerinde durulması gereken, özellikle gama
ışınlarının nüfuz kabiliyetidir ve sorulacak bir soru vardır; "Madem ki gama
ışınlarını hiçbir engel tamamen durduramıyor, o halde hangi engel, ne kadar
durdurma imkanı tanır?"
Bu sorunun cevaplandırılması suretiyle korunmanın esasları da verilmiş
olacaktır. Hailler (engeller), yoğunluklarına göre gama ışınlarını durdurma
yeteneğine sahiptir. Yoğunluğu en çok olan madde, en fazla yarı kalınlık veren
maddedir. Bildiğimiz maddelerin yoğunluklarına göre hangi kalınlıkların yarı
kalınlık sayılabileceğini şöyle sıralayabiliriz.
Sıkıştırılmış toprak için 15 cm
Kurşun için 1,25 cm
Çelik için 3,75 cm
Beton için 12,50 cm
Briket için 15 cm
Tuğla için 15 cm
Taş için 15 cm
Ağaçlar için 20-25 cm
Su için 33 cm
4. Basınç (Blast)
Ateş topundan yayılan yoğun ısının genişleyerek havayı itmesi sureti ile meydana
gelen basınç etkisi, infilak yerindeki boşluğu dışarıdan soğuk havanın hücum
etmesi yüzünden iki yönlü olarak görülür. İlk tesir sırasında tamamen yıkılmayan
binaların, emme safhası da denilen ikinci safhada yıkılmaları bu sebeptendir.
Genel etki tablosunda %45 olarak gösterilen basınç etkisinin özellikleri:
-Devamlıdır,
-Yavaş seyreder (Ses hızından),
-Endirekt yangınlar çıkarır,
-Bina ve köprüleri yıkar.
Bu özellikleri biraz açarsak korunma bakımından bazı faydalı sonuçlar elde etmek
mümkün olur. Silahların kudretine göre devamlılık süresi değişen etki, diğer
etkiler gibi ışık hızında değil, ses hızında etrafa yayılmaktadır (340 m/s). Bu
yavaş gidiş, bilhassa açıkta bulunanların diğer tesirlerinden zarar görmemeleri
halinde basınçtan korunma için zaman kazanmalarını mümkün kılar. Nükleer şimşek
kendileri için bir ikaz vazifesi görecek ve bu şahıslar korunacak bir yer
tedarik edebileceklerdir. Bina ve köprüleri yıkar diye kısaca ifade edilmesinin
sebebi büyük bir yıkma ve parçalama gücünün varlığını anlatmaktır. O kadar ki 20
KT.luk bombanın killi toprak sathında infilakı halinde 90 metre yarıçapında ve
12 metre derinliğinde bir kuyu (krater) açabildiği söylenirse basınç gücünün
azameti kolayca anlaşılacaktır. Hele bu silah 10 MT.luk ise bu kraterin
derinliği 51, yarıçapı 660 metre olacaktır.
Böyle bir basıncın harap edeceği binalarda birçok elektrik kontağı, havagazı
patlaması ve daha çok mevcut ateşin dağılması sonucunda sayısız yangın
başlangıçları da görülecektir. Bu yangınlar endirekt yangınlar diye
adlandırılmışlardır.
5. Elektromanyetik Pals
Elektromanyetik pals, elektronik devreler kullanan modern cihazları bozmak,
istenmeyen sinyal çıkarmasına neden olmak suretiyle malzeme hasarına neden olur.
KALINTI ETKİLERİ (Radyoaktif Serpinti)
Gelecekteki savaşların tehlikelerinden belki en büyüğü olan nükleer silahların,
yurt ölçüsünde karış karış, taş taş korunulması gereken tek etkisi müteakip
tehlikedir. Bu tehlike "Kalıntı Etkileri" veya "Radyoaktif Serpinti" diye de
adlandırılabilir. Bu tehlikenin meydana gelebilmesi için nükleer bombanın yere
veya yere yakın infilak ettirilmesi şarttır. Örneğin; İkinci Dünya Savaşı
sırasında Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirleri üzerine atılan 20'şer
kilotonluk atom bombaları 305 metre (1000 feet) yükseklikte patladıkları için
havada infilak sayılır. Zira 20 kilotonluk bomba için serpinti hasıl edebilecek
en fazla yükseklik 180 metredir.
Verilen örnekten çıkarılan sonuç şudur;
Nükleer silahlar kudretlerine (ateş topu yarıçaplarına) göre değişen belirli bir
yüksekliğin üzerinde infilak ederse radyoaktif serpinti tehlikesi meydana
getirmezler. İşte her silah için başka olan bu yüksekliğe "KRİTİK YÜKSEKLİK"
denir. Bu yükseklikten başlamak üzere daha aşağıya inildikçe serpinti tehlikesi
artacak ve satıhtaki infilakta en çok olacaktır. Bunun sebebi satıh
infilaklarında arz sathında bulunan taş, toprak, sıva, tuğla gibi maddelerle
kalay, nikel, demir, bakır, alüminyum ve daha akla gelebilecek her çeşit
maddelerin veya toprak içindeki filizlerin en fazla parçalanabilmesi ve en fazla
nötron etkisine maruz kalarak en fazla radyoaktif hale gelebilmesidir.
Radyoaktif hale gelen bu parça ve zerreler kısmen ateş topu içinde eriyerek
hatta buharlaşarak atomik bulutu teşkil edecekler ve atmosfer dahilinde (mümkün
olursa troposferin bittiği yere yani 30000 metreye kadar) yükseleceklerdir. İşte
ateş topu ile birlikte yükselen bu parça ve zerrelerin yerçekimine uyarak
yeniden arz sathına dökülmesi olayına "RADYOAKTİF SERPİNTİ=FALL-OUT" diyoruz.
Kalıntı tehlike, yersıfır noktası ve dolayları için elbette yalnız radyoaktif
serpintiden ibaret değildir. İnfilak yerinde meydana gelen çukur (krater) ve
çukurun etrafında radyoaktif hale gelmiş, fakat ağırlıkları ya da yerden
kopmamaları yüzünden yükselememiş o kadar çok şey vardır ki sadece bunların
varlığı bile o bölgeyi yaşanmaz durumda saymak için kafidir, yükselenlerinde en
ağır olanları yine yersıfır dolaylarına serpilecek, üstelik burada alfa ve beta
tehlikesi ile fisyona iştirak etmeyen ya da fisyon artığı sayılacak kritik
maddelerin tehlikesi de en yüksek düzeyde bulunacaktır (Niga bölgesi).
Daha hafif olan radyoaktif toz ve zerreler, atomik bulutun çıkabildiği
yükseklikte rüzgarların şiddeti ve yönüne göre bir taraftan sürüklenecek, bir
taraftan da dökülmeye devam edeceklerdir. Bu sürükleniş ve dökülüş sebebiyle arz
sathında teşekkül edecek serpinti sathının şekli yaklaşık olarak kenarları çok
girintili çıkıntılı basık bir elipse veya puro sigarasına benzeyecektir. Bu
sahanın 10 megatonluk bir hidrojen bombasına göre teorik eni, boyu hakkında
fikir edinmek gerekirse; Yüksekte esen rüzgarların müsait olması halinde eni 80,
boyu 1600 kilometreye, müsait olmaması halinde eni 160 ve boyu 800 kilometreye
ulaşacaktır denebilir.
Böyle bir saha içinde birçok şehir ve kasaba bulunacağı gibi sayısız köy,
çiftlik, mandıra, sınai ya da iktisadi tesis, bağ, bahçe, tarla bulunacak ve
işte bizim asıl problemimiz buralarda oturan ve çalışanların korunması
olacaktır.
Radyoaktif Serpintinin Özellikleri
1. Kalıcıdır
Ani tesirlerde "Devamlıdır" anlatımı kullanıldığı ve süre verildiği halde
serpinti tehlikesi için "Kalıcıdır" denilmiştir. Bunun sebebi radyoaktif
serpinti tozlarının düştükleri yerden uzaklaştırılmaları bazı şartlarda mümkün
olabildiği halde yok edilmeleri ya da çürüme hızını artırma olanağının
bulunmamasındandır. Serpinti tozlarını yakmak dahi yok etmek için yeterli
değildir.
2. Nereye Gideceği Önceden Bilinmez
Devletin kiminle ne zaman ve hangi şartlar altında düşman duruma geçeceği
bilinmeyeceği gibi, komşu devletlerden hangisinin böyle bir durumda kalacağı da
kestirilemez. Seferberlik ve savaş ilanından sonra bile hangi hedef bölgelerini,
hangi gün ve saatte, hangi kudrette bir silahla taarruza uğrayacağı bilinemez.
Bütün bunlardan başka 20-30000 metre yüksekte esen rüzgarın şiddet ve yönünü
tespiti de nükleer saldırıdan sonra yapılırsa ancak faydalı olabilmektedir. O
halde bir hassas bölgede ve muhtemelen yersıfırda, önceden tahmin edilen bir
silahın tahmin edilen yükseklikte patlatıldığını kabul etsek; yalnız rüzgâr
sebebiyle tehlikenin ne tarafa gideceğini ve nereleri etki altına alacağını
bilmek bir yana, tahmin dahi edemeyiz. Serpintinin, yurt ölçüsünde tedbir
alınmasını gerektiren özelliği budur.
3. Geniş Sahaları Kaplar
Ani tesirlerin etki alanlarından söz edilirken yer sıfırları merkez kabul olunan
ve belirli yarıçapları bulunan etki alanları belirtilmiştir. Halbuki serpinti
tesiri için durum tamamen değişiktir. Bu etki yalnız yersıfır ve dolaylarını
değil, infilak yeri ile hiç ilgisi olmayacak kadar geniş ve uzak mesafeleri
tehdit eder. Öyle ki komşularımızdan herhangi birisi nükleer taarruza uğrasa ve
yurdumuz yüksekten esen rüzgarların esişi yönünde bulunsa, silahın serpinti
tesiri birçok şehir, kasaba, köy ve tesislerimizi etki altına alabilecektir.
4. Duyu Organları İle Varlığı Anlaşılmaz
Yer sıfır civarında başka ve daha uzak yerlere dökülen radyoaktif partiküllerin
kitleleri öyle küçüktür ki bunların gözle görülmesi, birçoğunun bir araya
gelmesi halinde bile mümkün değildir. Bu kadar küçük kitlelerin yere düştüğünde
ses çıkaramayacağı meydandadır. Kokusu ve özel bir lezzeti olmadığına göre "Duyu
organları ile anlaşılmaz." deyiminin çok uygun bir ifade olduğu sonucuna
varılmaktadır. Tehlikenin bu özelliği yüzünden; varlığını anlamak, derecesini
ölçmek için Radyak Aletleri kullanılır.
5. Öldürücüdür
Öldürme mekanizmasına, ani nükleer radyasyon etkisi içinde bulunan gama
ışınlarından söz edilirken değinilmişti. Burada, "Hücrenin iyonize olmasına
sebep olur" demekle yetineceğiz.
6. 7x10 Kaidesine Göre Çürür
Çürümenin zaman ile olan ilgisi ileride yeniden ele alınacak ve 7x10 kuralı
anlatılacaktır. Tehlikenin bu özelliği çürümenin ilk anlarda çok hızlı bir tempo
ile devam etmesine karşılık, zaman uzadıkça çürüme hızının azaldığını ifade
ediyor. Kızgın bir demirin soğumasında olduğu gibi bir demir çubuğu ateşte
kızdırırsak rengi beyaza yakın olur. Ateşten çıkarınca hemen kırmızıya ve siyaha
döner. Fakat "Asıl rengini aldı" diyerek elimizde tutmamız mümkün müdür? Bunun
mümkün olabilmesi için çok zamana ihtiyaç bulunduğunu hepimiz biliriz.
7. Tehlike İnfilaktan 30-60 Dakika Sonra Başlar
İnfilak anında radyoaktivite diye bir problem yoktur. Sadece yersıfır ve
dolaylarında kalıntı tesirleri (Radyoaktif hale gelip de emilememiş büyük
parçalar, fisyon artıkları, nötronlar, alfa ve beta zerreleri) vardır ki
buralarda zaten ani tesirler en yüksek düzeydedir. Serpinti atomik bulut halinde
yükselen radyoaktif haldeki parça ve zerrelerin yeryüzüne dökülmesi demek
olduğu, bu çıkış ve iniş için zamana muhtaç bulunduğundan tehlike silahın
kudretine ve infilak ettirildiği yüksekliğe bağlı olarak infilaktan en az 25-30
en çok 60 dakika sonra başlamaktadır. Serpintinin bu özelliği, bilhassa tehlike
(hasar) bölgesinde bulunan kılavuzlar ve bu bölgede yaşayan halk için hayati
önemde bir çok işler görülmesini, hazırlıkların yapılmasını mümkün kılmıştır.
Radyasyon Hastalıkları
Özellikleri yeter bir açıklıkla anlatıldığı serpinti sebebiyle tehlikeye maruz
kalanlar iki ayrı şekilde hasta olurlar.
1. Radyasyon Hastalığı
Gama ışını neşreden kaynak bizden az ya da çok bir uzaklıktadır. Bu kaynak bize
nükleer radyasyon, vücudumuzdaki organları meydana getiren dokuların
hücrelerinde iyonizasyon ve sonuç olarak hücrelerin ölümüne sebep olur. Hücre
ölümü ile yerine koyma organındaki aksama hastalanmayı, bu olayın devamı ise
ölümü doğurur.
2. Radyoaktif Zehirlenme
Nükleer radyasyon kaynakları nefes alınırken solunum yol ve organlarına,
bulaşmış yiyecek ve içeceklere dikkat edilmezse sindirim organlarına açık yara
veya yaralardan doğruca kana yani dolaşım sistemine girebilir. İşte radyoaktif
zehirlenme bu tür hastalanmaya verilen addır. Bu hastalanma şeklinde kaynak
hangi yol ya da yollardan olursa olsun vücuda girmiştir. Şualanma yakından
olmaktadır. Hasta (zehirlenen), her türlü korunma olanağından yoksundur.
Hastalık Belirtileri
Serpinti tehlikesi insanı çabucak öldürüveren bir tehlike değildir. Etki insan
vücudunda zamanla harabiyete sebep olur. Belirtileri azar azar meydana çıkar.
Zaman uzadıkça belirtileri çoğalarak hastalık gelişir ve nükleer radyasyon
almaya devam edilirse bir hafta veya haftalar sonra ölümle sonuçlanır.
Biriktirildiği tespit edilen radyasyon miktarı az ölçüde, yahut hastalanan şahıs
çok mukavemetli ve artık hastanın radyasyon alması önlenmiş ise istirahat ve iyi
bir bakım ile iyileşecektir. Ancak burada belirtilere değinmeden hastalık
yapabilecek dozlarla, ölüme sebep olabilecek dozların, kesin ölüm dozu ile
herkes için tehlikesiz biriktirilebilecek dozun açıklanması gerekir.
En aşağı düzeyde başlayıp %100 ölüm dozuna kadar olmak üzere radyasyon etkileri
şöyledir.
75 röntgene kadar : Herkes için tehlikesiz alınabilecek radyasyon miktarı
75 röntgen : Savaş dozu
150 röntgen : Hastalık başlangıç dozu
300 röntgen : Ölüm başlangıç dozu
450 röntgen : %50 öldürücü doz
600 röntgen : Herkes için %100 ölüm dozu
Gerek radyasyon hastalığı, gerekse radyoaktif zehirlenmesi seyri ve sonucu
itibariyle hastalık belirtileri başka başka olmadığından hissedildiği ya da
başkaları tarafında fark edildiği andan itibaren bu belirtilerin;
-Halsizlik, isteksizlik, bitkinlik,
-Mide bulantısı, baş dönmesi,
-Mide bulantısı, kusma, baş ağrısı,
-Kusma, şiddetli baş ağrısı,
-Kusma, ateş yükselmesi, kanlı ishal,
-Kusma ve kanlı ishalin devam etmesi, ölüm.
Şeklinde yaklaşık bir sıraya sokulabilir.
Radyasyondan Korunmada Ana Prensipler
Nükleer infilakın kalıntı tesirleri, radyoaktif çürüme tamamlanıncaya kadar
derece derece korunma zorunluluğu bulunan ve korunma kurallarına uymayanları
öldürebilen kesin bir tehlikedir. Bu büyük tehlikeden korunmada üç ana prensip
vardır.
1. Mesafe
Tehlikeden korunma durumunda bulunan canlı ile radyoaktif kaynak yahut
radyoaktiviteli alan arasındaki mesafenin canlının korunması bakımından başlı
başına rol oynadığı bilinmelidir. Zira böyle bir alandaki canlının aldığı
radyoaktivitenin üçte biri dört metre yarı çapında bir daire içinden, yarısı 7,5
metre yarıçapında bir daire içinden, dörtte üçü 30 metre yarıçapında bir daire
içinden, geri kalanı da daha uzaktan gelir. Bunu başka türlü söylemekte
mümkündür. Radyoaktif kaynakla arasındaki uzaklık dört metre olan bir canlı bu
kaynaktaki şiddetin üçte birinden, uzaklığı 7,5 metre olan canlı yarısından,
uzaklığı 30 metre olan canlı ise dörtte üçünden korunmuş (masun) dur. Örneğin:
Radyoaktiviteli bir alandaki şiddet 240 r/s. olsun. Başka korunma olanağı
bulunmayan bir insan bu alana 4 metre uzaklıkta ise bu insanın vücudunda bir
saatte 160 röntgenlik, 7,5 metre uzaklıkta ise 120 röntgenlik ve 30 metre
uzaklıkta ise 60 röntgenlik bir birikme (AKÜMÜLATİF) doz olacaktır. O halde
serpinti sığınağı yapmak için seçilecek yerin; bir binadaki üst kat yerine
bodrum, kenarda bulunan oda yerine ortadaki bir oda olmasına dikkat edilmelidir.
2. Engel
Tehlikeden korunma zorunluluğunda olan canlı ile radyoaktif kaynak arasında ne
kadar fazla yarı kalınlık sağlayan bir engel varsa o canlının göstereceği etki
aynı ölçüde az olacaktır.
Ani tesirler incelenirken Ani nükleer radyasyon içindeki gama ışınlarının daha
aktif oldukları belirtilmiştir. Serpintiden intişar eden gama ışınları ise
diğerlerine oranla az aktiftir. Bu sebeple korunma bakımından gereken yarı
kalınlıklarda değişiklikler vardır. Az aktif oldukları bilinen kalıntı
tesirlerinden korunmayı sağlayacak yarı kalınlık hesaplarının:
Çelik için : 1.8 cm.
Beton için : 5.6 cm.
Briket, tuğla,taş, kerpiç ve
sıkıştırılmış toprak için : 7 cm.
Gevşek toprak için : 8 cm.
Üzerinden yapılması amaca yetecektir.
Ancak çok uzun süreli bir korunma söz konusu olduğundan ne kadar fazla
yarıkalınlık sağlanırsa, sığınak diye seçilen yerdeki koruma faktörünün o kadar
yüksek yani sığınağın içindekileri o kadar iyi koruyacağı anlaşılır.
Aşağıdaki resimlerde bir nükleer saldırı sırasında ne gibi hallerde ne şekilde
hareket edilmesi gerektiği gösterilmektedir.
3. Zaman
Her şeyden önce bilinmelidir ki zaman, sığınakta da açıkta da aynı şekilde
çalışır. Daha doğrusu dışarıdaki etkisi ile sığınaktaki etkisi arasında zamanla
azalma bakımından hiç fark yoktur. Fakat uzun süre korunulması gereken bu
tehlikeden zaman ile çok yakın bir ilgisi vardır ve tehlikeyi yok eden tek
unsurdur. Tehlikenin özelliklerinden söz ederken anlaşıldığı gibi çürüme ilk
anlarda çok hızlıdır. Zaman uzadıkça hızından kaybederek devam eder ve sona
erer.
İnfilak anında böyle bir tehlike (yersıfır ve yakın dolayları hariç) mevcut
olmadığından ve özellikleri açıklanırken kaydedildiği gibi tehlikenin başlaması
30 ile 60 dakikalık gecikmeye uğradığından, kalıntı etkisi için başlangıç zamanı
silahın patlamasından bir saat sonrası kabul edilmektedir. İnfilak anını (H)
harfi ile gösterelim ve bir saat sonraki radyoaktivite şiddetini 1000 r/s. farz
edelim. Çürümenin zamanla nasıl oluştuğunu inceleyelim.
H + 1 de 1000 r/s. ise
H + 7 de 100 r/s. e
H + 7x7 (2 gün) de 10 r/s. e ve
H + 7x7x7 (15 gün) de 1 r/s. ve düşer
H + 7x7x7x7 (3 ay) de ise 0.1 r/s. olacaktır.
Başlangıç olarak ele alınan H +1 den 45 dakika sonra şiddetin yarıya indiği de
bilindiğine göre hakikaten serpintinin çürümesi önce çok süratli olduğu halde
zaman uzadıkça hız azalmaktadır. İşte bu kuralın yukarıdaki zaman şiddet
tablosuna 7x10 KAİDESİ denilmektedir.
BİR NÜKLEER SALDIRI OLDUĞUNDA ALINACAK TADBİRLER
1. Dışarıda iseniz;
— Patlama ışığını görür görmez, hemen çukur bir yere veya duvar dibine veya
kuytu bir yere YATIN!
— Kollarınızı başınızın üstünde kavuşturun! (gözler kapalı olacak veya ışığı
görmeyecek)
— Dizlerinizi karnınıza doğru çekip KAPANIN!
— Çıplak yerlerinizi (giysilerinizle) ÖRTÜN!
— Bu durumunuzu ışık, yakıcı hava hareketi ve yıkılmalar sona erene kadar
koruyun (1 dk.)
— Bombanın patladığını kuvvetli ışıktan hemen anlayın.
— Sonra da kalkıp telaş etmeden en yakın sığınağa yönelin; SIĞINAĞA GİRMEDEN
ÖNDE 30-60 DK. ZAMANINIZ VAR!
— Ağzınızı ve burnunuzu tozlara karşı bir bezle, elbise parçasıyla vb. koruyun.
— Sığınağa girmeden önce giysinizdeki tozu mutlaka çırpın, süpürün. Gerekirse
değiştirin.
— El, yüz, saçlar ve diğer çıplak kalmış yerlerinizi mutlaka yıkayın.
— Sığınakta kullanacağınız gerekli malzemeleri alın ve sığınağa girin.
2. Evde veya İş Yerinde iseniz ;
- YAT, KAPAN, ÖRTÜN!
Fakat cam kırıklarından ve düşen eşyalardan korunmak için:
- Sırtınızı pencereye dönün.
- Masa, ranza, koltuk altlarına / arkalarına yatın.
- Tehlike geçince doğruca sığınağa gitmek üzere yukarıda belirtilen hazırlıkları
yapın.
SIĞINAĞA GİRMEK İÇİN 30-60 DK ZAMANINIZ VARDIR!
3. Araçta iseniz;
Parlak ışığı görür görmez:
- Aracı ve motorunu durdurun.
- Hemen açık yerlerinizi kapatın
- Ellerinizi başınızın üzerine koyun ( başınızı koruyun).
- Sırtınız camlara dönük olarak, dizlerinizin üzerine kapanın. YAT, KAPAN,
ÖRTÜN!
- Tehlike geçince sığınağa giriş hazırlıklarına başlayın. Telaş etmeyin.
4. Okulda iseniz;
- Parlak ışığı görür göremez;
YAT, KAPAN, ÖRTÜN !
- Derhal sıraların altına girin.
- Sırtınız camlara dönük olarak kapanın
- Sonra telaş etmeden öğretmeninizin talimatıyla sığınağa girin.
İLKYARDIM BİLGİLERİ
Hasta ve Yaralı Taşıma Yöntemleri
Bir hastayı yâda yaralıyı güvenli biçimde taşımak için çeşitli yöntemler vardır.
Acil durumlarda hasta sedyesiz olarak taşınması gerektiğinde uygulanacak bazı
yöntemler aşağıda anlatılmıştır.
Beşik yöntemi:
Zayıf hastaların yada çocukları taşımak için bir kolunuzu kalçanın altından
geçirip öteki kolunuzla bel üstünden sırta doğru kavrayarak kucaklayın.
Kendinizi iyice tartıp dengeledikten sonra yavaş ve güvenli adımlarla yürüyün.
Sürükleme yöntemi:
Yaralı yada hasta ayağa kalkacak durumda değilse ve hemen bulunduğu yerden
uzaklaştırılması gerekiyorsa kollarını göğsünün üzerinden çapraz toplayın. Sonra
hastanın başucunda çömelip ellerinizi omuzların altından geçirerek ve başını da
kollayarak yerde geri geri çekin.
Omuzlama yöntemi:
Bilinci yerine ve yürüyebilecek durumdaki hastayı ayağa kaldırın. Yanında
durarak sizden yana olan kolunu omzunuzun üzerinden boynunuza alıp elini öteki
elinizle tutun. Ters taraftaki kolunuzu da hastanın beline dolayarak ve
ağırlığını bir ölçüde omuzlarınıza alarak birlikte yavaş yavaş yürüyün.
Sırta alma yöntemi:
Hasta ağır değilse ve sarsılmasının pek sakıncası yoksa öne geçip çömelerek iki
kolunu boynunuzun iki yanıdan tutup göğsünüzün önünde kavuşturun, sonra ayağa
kalkıp, hasta sırtınızda olduğu halde yürüyün.
Dört el oturağı:
Bu yöntem, bilinci yerinde ve kollarıyla tutunma yeteneği olan hasta için iki
kişiyle birlikte uygulanır. Hastayı taşıyacak kişiler yüzleri birbirine dönük
karşılıklı durur. Birbirlerini bileklerini çaprazlama tutarak bir oturak
oluşturur. Hastaya sırtından yaklaşarak çömelinir ve hastanın bir kolunu
taşıyıcılardan birini diğerini ötekinin omzuna atarak tutunması sağlanır. Sonra
ayağa kalkarak hasta kenetlenmiş ellerin üzerinde taşınır.
İki el oturağı:
Hasta yaralı veya bitkin durumda ise bu yöntem uygulanır. Taşıyıcılar hastanın
iki yanında çömelir. Birer kollarını hastanın kalçasıyla dizleri arasından
uzatarak birbirlerini bileklerinde sıkıca tutar ve hastanın buraya oturmasını
sağlarlar. Öteki kollarını da hastanın sırtından uzatarak omzunu sımsıkı kavrar
ve ayağa kalkıp yavaş yavaş yürürler.
İtfaiyeci taşıması:
Bu yöntem hastayı taşırken bir elin boşta kalması gerekiyorsa uygulanabilir.
Çocuk veya zayıf hastalara rahatlıkla uygulanabilir. Hasta kendi kendine ayağa
kalkacak durumda değilse, yüzükoyun yatırıp başucunda ayakta durun. Kollarınızı
hastanın koltuk altlarından geçirerek hastayı önce dizleri sonra ayakları
üzerinde kaldırın. Sol elinizle hastanın sağ bileğinden tutun. Başınız hastanın
uzanan sağ kolunun altında, omzunuz da karnın alt tarafına gelecek şekilde
eğilin ve yavaşça omuzlarınızın üzerine düşmesini sağlayın. Sağ kolunuzu
hastanın bacaklarının arasına ya da bacaklarını çevresine dolayın. Hastanın
ağırlığını sağ omzunuza alarak ayağa kalkıp vücudunu iki omzunuzun üzerine doğru
çekin. Hastanın sağ bileğini sağ elinizle kavrayarak sol kolunuzu serbest
bırakın.
Sandalye ile taşıma:
Hasta oturacak durumda ise ve merdivenli bir yere götürülecekse bu yöntem
uygulanır. hasta sandalyeye oturduktan sonra bir kişi sandalyenin arkasıyla
hastayı, ikinci kişi ise sandalyeyi ön ayaklarından tutmalıdır. Sandalyenin iki
yanını korkuluklu olması yararlıdır. Sandalye geriye doğru eğilerek kaldırılır.
İlkyardım Uygulamaları
İlkyardım kazaya uğrayan birini veya bir hastayı iyileştirme yönünde atılan ilk
adımdır. Aşağıda ilkyardım uygulamalarında kullanılan bazı gereçlerle ilgili
kısa bilgiler verilmiştir.
Askı:
Askılar çoğunlukla yaralı kolları, bilekleri ve elleri koruyup destek sağlamak
için kullanılır. Göğüs yaralarında da göğsü desteklemek amacıyla kolları
hareketsiz tutan askılar kullanılabilir. Kol askıları kol yaralanmalarında ve
bazı göğüs yaralarında uygulanır. Doğru uygulanan bir kol askısında el, dirsek
hizasından biraz yukarıda olmalıdır. Bandın altı tüm parmak tırnakları görünür
durumda bırakarak serçe parmağın köküne kadar uzanmalıdır. Kol askıları
aşağıdaki yöntemle uygulanır:
• Oturan hastaya askıya alınacak yaralı elini ya da ön kolunu dirsekten daha
yüksekte tutması söylenir.
• Dirsek ile göğüs arasındaki açıklığı kullanarak üçgen bandın bir ucunu dirseği
iyice saracak biçimde göğüsle kol arasından geçirin.
• Kolu tutarak askının alt ucunu kolun üzerinden alın ve yaralı taraftaki
köprücük kemiğinin üstündeki çukura gelecek biçimde balıkçı düğümüyle bağlayın.
• Son olarak tepe noktasını öne doğru çekip bir çengelli iğneyle askının önüne
tutturun.
• Askının ve bandın kan dolaşımını engellememesine özen gösterin ve durumunu
buna göre ayarlayın.
Ayrıca gerekli askı gereci bulunamadığında pratik bir askıya yöntemi
uygulanabilir. Örneğin yaralı kol ceket düğmelenerek arasına asılabilir. Ceketin
bir eteği yukarı kıvrılarak kol bunun arasın konur ve ceket eteğinin ucu göğse
çengelli iğneyle tutturulabilir. Başka bir yöntem de yaralı taraftaki elbise
kolunu boşa çıkararak onunla yaralı kolu askıya almaktır. Kanamayı önlemek,
sargıyı tutmak, şişmeyi engellemek, eklemlere destek sağlamak, hareketi
sınırlamak amacıyla bantlar kullanılır.
Kanamayı denetim altına almak, akıntıları emmek amacıyla yaraların üzerine
örtülen steril koruyucu örtülere sargı adı verilir. Sargı yaparken eller çok
temiz olmalı, yara ve çevresi oksijenli suyla temizlenmelidir. Yara bölgesindeki
toz, toprak, cam parçaları varsa bunlar bol suyla temizlenmeli ancak yabancı
cisim bulunan yaralara sargı yapılmalı üzerine baskı yapılmadan bol miktarda
katlanmış steril gazlı bez konulmalıdır. Yaralı bölge sargı bezi ile çok
sıkmadan yaranın her yerini aynı ölçüde kaplayacak biçimde sarılır. Sarma işlemi
bittikten sonra sargı bezini kenarı flasterle yapıştırılır.
Bir darbe sonucu ortaya çıkan şişlikleri azaltmak, ağrıyı dindirmek amacıyla
soğuk kompres uygulanır. Bir pamuk tampon, havlu ya da benzeri bir kumaş çok
soğuk suya batırıldıktan sonra bu hafifçe sıkarak şişliğin üzerine konulur.
Tamponun soğukluğu azaldıkça yenisiyle değiştirilir ve uygulama beşer dakika
aralıkla olarak sürdürülür. Soğuk kompres için içi buz dolu lastik torba da
kullanılabilir.
Kanamalar
Damarlarda dolaşan kanın çeşitli nedenlerle damar dışına çıkarak
kaybedilmesidir. Damarların bütünlüğünü bozan kesici ve delici yaralanmalar
kanamalara neden olur. Vücudun dışından gelen bu tip yaralanmalar özellikle
cildin damardan zengin yerlerinde ise bol miktarda kanama görülebilir ya da
derine giden bir delici yaralanma büyük damarların kesilmesine yol açarak yaşamı
tehdit eden kanamaya neden olur. Yüksekten düşme, trafik kazası ve patlamalar
veya kronik hastalıklar gibi nedenlerle vücudun iç organlarındaki damarların
hasar görmesi sonucunda vücudun iç boşluklarına (kafatası, göğüs ve karın
boşlukları) kanamalar olabilir. Bu kanamalara iç kanama adı verilir.
Dış kanamalar:
Deride yaralanmaya yol açan zedelenmeler kafa derisi gibi bol damarlı bölgelerde
daha fazla kanamaya neden olur. Kanama fazla da olsa bu tür kanamalar
temizlendikten sonra sorun çıkarmadan düzelir. Orta boy ve büyük toplardamar ve
atardamar kesiklerinde daha önemli kanamalar görülür. Kirli kan taşıyan
toplardamarlarda kanın rengi daha koyu akım düzenli ve daha azdır. Temiz kan
taşıyan atardamar kanamalarında ise kanın rengi daha açık ve kanama kısa
aralıklarla fışkırır tarzdadır.
Damar kesiklerinde kanamayı durdurmak için damarın üzerine temiz bir bezle veya
bulunamazsa elle baskı yapılmalı ve kesilen yerin üzerinden sıkı bir turnike
uygulanmalıdır. Büyük damarların kesilmesine bağlı olarak uzun süre devam eden
kan kaybı hastayı şoka ve ölüme götürebilir. Kanamayı durdurmak, yaranın
temizlenmesini sağlamak ilk adımlardır. Kanamanın durdurulamadığı derin
yaralanmalarda hasta daha fazla kan kaybetmeden bir an önce hastaneye
götürülmelidir.
İç kanamalar:
İç kanamalar dışarıdan belli olmadığından ilkyardımı yapan kişiler ancak
hastanın iç organlarındaki hasar sonucunda şiddetli ağrısının olması, renginin
solması, soğuk soğuk terlemesi ve bilincinin kapanması gibi şok belirtilerine
bakarak iç kanamayı anlayabilirler. Her türlü kırılmada kırık çevresinde bir iç
kanama meydana gelir. Örneğin uyluk kemiğinin kalça hizasından kırılması en
azından 1 litre kan kaybına yol açan iç kanamaya neden olabilir.
Dalak gibi bazı organlar bisikletten düşme, otomobilin direksiyonuna çarpma gibi
basit darbelerde bile patlayarak cerrahi girişim gerektiren iç kanamalara neden
olabilir. Bu bakımdan kazaya uğrayan kişilerin olası iç kanama belirtileri
yönünden izlenmelidir. İç kanama durumunda hastayı bir an önce hastaneye
yetiştirilmelidir. Bu sırada hastanın tansiyonun daha fazla düşmesini önlemek
amacıyla hastayı yatırmak ve bacaklarını yukarı kaldırmak gerekir.
Kazalar dışında hemofili gibi kanın pıhtılaşmasını bozan hastalıklar ve bazı
ilaçlar, kronik karaciğer hastalıkları, bazı kötü huylu hastalıklar, vitamin
noksanlıkları hastalarda kanamaya eğilimi artırabilir. Bu hastaların vücudun
çeşitli deliklerinden kanama durumunda hemen doktora başvurmaları gerekir.
Kadınlarda üreme sistemiyle ilgili nedenler kanamaya yol açabilir.
İdrar yollarından, makattan gelen kanamalar, kan tükürme ve mide kanamalarında
görülen kahve telvesi gibi sindirilmiş kan içeren kusmalar mutlaka doktor
müdahalesi gerektiren durumlardır.
Kırıklar
Kaza sonucunda kemiklerde çatlak veya kırıklar meydana gelebilir. Kırığın acısı
yumuşak doku zedelenmesi ve çatlağa göre oldukça fazla ve dayanılamayacak
şiddettedir. Kırıklar kapalı kırık ve açık kırık olmak üzere ikiye ayrılır.
Kapalı kırıklarda kırılan kemik derinin üzerine çıkmamıştır. Açık çıkıkta ise
kırık kemiğin ucu deriyi delerek dışarı çıkar. Açık kırıklar mikrop kapma
yönünden daha risklidir. Kırıklarda uygulanacak ilkyardım yöntemleri şunlardır:
Kanama varsa yada kırılan kemiğin ucu dışarıda ise temiz bir gazlı bezle derhal
sarılmalıdır. Kırılan kemiği yada yerinden oynayan eklemi yerleştirmeye
çalışılmamalıdır. Yardım beklerken kazazedenin vücudu sıcak tutulmalı kırık
dışında kanama veya başka bir yaralanma varsa bunlar da kontrol edilmelidir.
Genel anestezi ve ameliyat olasılığı nedeniyle hastaya yiyecek ve içecek
verilmemelidir.
Yardım gelmediği takdirde ve hastanın nakledilmesi gerekiyorsa kırığın çevre
dokuları zedelemeden desteklenmesi gerekir. Özellikle kol ve bacak kırıklarında
ve çıkıklarında bölgeyi hareketsiz kılmak amacıyla tahta destekler kullanılır.
Varsa kırıklarda kullanılmak üzere özel olarak hazırlanmış atel adı verilen
destek gereçleri kullanılmalıdır. Hareketsizlik kırıklarda acıyı hafifletir ve
bölgenin daha fazla hasar görmesini engeller. Ancak bu destek kesinlikle çok
sıkı olmamalıdır. Hasar gören nokta her iki taraftan sarılarak kıpırdayamayacak
şekilde sabitleştirilmelidir.
Kol kırıkları:
En rahat pozisyonda kolu göğüs yaslayıp arasını besleyin. Kolun ağırlığını
beslediğiniz destekle birlikte, bir bezle omuzdan askıya alın (Ayrıca bkz.
İLKYARDIM). Kolun ağırlığın bir tahta parçasını desteğiyle hafifletebilirsiniz.
Eğer kol bükülemeyecek durumda ise sarkıtıp vücuda yaslayarak bandajla veya
tahta ile destekleyin.
Bacak kırıkları:
Kırık veya çıkık bacağı sağlam bacağa destekleyerek bağlayın. Mümkünse iki
bacağın arasını ince bir tahta parçası ile destekleyin. Eğer diz bükük kalmışsa
aynı şekilde bırakarak destekleyin. Diz kapağı kırıklarında diz bağının üzerine
bir şey sarmayın. Bacağın altına topuktan kalçaya kadar olan en az 10 cm
genişliğinde bir tahta parçası yerleştirin. Bundan sonra biri baldırda, biri
topukta, diğerleri dizin üstünde ve altında olmak üzere 4 adet sargı ile bacağı
tespit edin.
Omurga kırıkları:
Omurga kemiği kırıklarına özellikle trafik kazalarında sık rastlanır. Omurga
kırıkları ilkyardımda en dikkatli olunması gereken konulardan biridir çünkü
yapılacak yanlış bir hareket omurga kemiği içinde bulunan omuriliğin zedelenmesi
sonucunda felce neden olabilir. Bu nedenle omurga kırığı olabileceği düşünülen
düşme, sığ suya atlama, enkaz altında kalma ve trafik kazası gibi durumlarda
boyun ve bel kemiği kırıkları olasılığı her zaman göz önüne alınmalı ve bunlara
ait belirtiler olmasa bile böyle bir durun varmış gibi hareket edilmelidir.
Boyun omurlarındaki kırıklarda kazazedenin hareketsiz tutulması çok önemlidir
çünkü bu bölgedeki omurilik üzerine yapılan bası hastada düzeltilemeyecek sinir
hasarlarına ve ölüme neden olabilir. Omurga kırığı olan hastanın taşınması için
en az 4 kişi gerekir. Hasta sert bir sedye veya kapı gibi geniş ve uzun bir
tahta parçası üzerinde taşınmalıdır.
Hastayı bulunduğu yerden sedyeye alırken bir kişi başı vücut ekseninde tutarken
biri omuzları biri kalçaları öteki de bacakları tutarak kaldırmalıdır.
Kazazedenin yattığı yerde döndürülmesi gerekiyorsa bunu yine birkaç kişi tek bir
hareket yapar gibi gerçekleştirmeli ve bu sırada vücudun ve başın bükülmemesine
dikkat edilmelidir. Bu koşular sağlanamıyorsa cankurtaran ve yardım ekibi
beklenmelidir. Başın hastaneye gidene kadar hareketsiz kalmasını sağlamak
amacıyla yanlarına katlanmış giysi gibi sert nesneler yerleştirilmelidir. Başın
altına kesinlikle yastık konulmamalıdır. Sırt ve bel kırıklarında da hareketi ve
dolayısıyla omurilik zedelenmesini en aza indirmek için aynı önlemler
alınmalıdır.
Baş kırıkları:
Kafatasında, çenede yada boyunda meydana gelebilecek kırıklar ve darbeler çok
önemli olduğundan hemen uzman bir doktor tarafından müdahaleyi gerektirir.
Çene kemiği kırıklarında kanama olabileceğinden hastayı doktora götürürken kan
yutmasını önlemek için baş öne doğru eğik tutulmalıdır.
Yanıklar
Giysileri tutuşmuş olan bir kimsenin paniğe kapılarak koşmasını önleyin. Kaza
kapalı bir yerde olmuşsa yanan kişinin dışarı çıkması önlenmelidir çünkü hava
akımı ve kişinin hareketleri yanmayı arttıracaktır. Yanan kişi hemen yere
yatırılmalı, su ile ıslatılmalı veya üzerine halı, battaniye, perde gibi
alevleri oksijensiz bırakacak bir örtü atılmalıdır. Alevleri bastırmak için
naylon veya kolay tutuşan kumaşlar kullanılmamalıdır. Kazazede yerde
yuvarlanmamalıdır, bu daha önce yanmamış yerlerin de yanmasına yol açar.
Cilt ve cilt altı dokularının alev, buhar, sıcak su gibi etkenlerle tahrip
olmasıdır. Yanık derinliği üç derece ile ifade edilir:
1. derece: Ciltte kızarıklık (güneş yanığı)
2. derece: Üst derinin tam hasarı ve içi sıvı dolu kabarcıkların oluşması
3. derece: Cilt altı tabakalarının ve daha derin tabakaların yanması.
Yanıklar ve haşlanmalar evde ve işyerlerinde sık görülen olaylardır. Özellikle
çocuk ve yaşlılarda büyük ve derin yanıklar ölümle sonlanabilir. Yanık deri
vücuttan sıvı kaybına neden olduğundan ve enfeksiyon tehlikesi nedeniyle titiz
bir şekilde bakılmalıdır.
Doku hasarını önlemek, ağrıyı ve şişmeyi azaltmak için yanıkları hemen soğutmak
gerekir. Soğutmada en etkili yöntem yayan bölgeyi soğuk suyla yıkamaktır. Küçük
yanıklar yerinde tedavi edilebilir ancak bebek ve yaşlılardaki yanıklar ayrıca
göz, yüz, boyun, el, ayak ve apışarası yanıkları özel tedavi gerektirir.
Buharlar, kimyasal maddeler, tahriş edici gazlar ve elektrik çarpmasıyla oluşan
yanıklar da hastanede tedavi gerektirir. Bu kişilerde kimyasal maddeler ve duman
solunum yoluyla akciğerlere de zarar vermiş olabilir.
Yanıklarda ilkyardım için izlenecek yöntemler şunlardır:
• Yanmış deriyi 10 dakika süreyle basınçsız akan soğuk suyun altına tutun. Ağrı
dinmezse daha uzun süre soğuk suya daldırın.
• Yanan alan şişmeye başlamadan önce buradaki yüzük, saat, kemer, ayakkabı gibi
sıkı eşyaları yavaşça çıkarın.
• Yanan bölgedeki yanmış veya yanıcı maddeye bulaşmış giysileri soğumaya
başladıktan sonra yavaşça veya mümkünse keserek ciltten uzaklaştırın. Yanığa
yapışmış olan şeyleri çıkarmaya çalışmayın.
• Bu alanı steril bir bezle veya yanıklar için özel olarak hazırlanmış
sargılarla kapatın. Yapışkan sargılar kullanmayın.
• Yüz yanıkları için steril bir bezden maske yapın. Burun, ağız ve gözler için
delikler açın.
• Çok yanmış kol ve bacakları kımıldamayacak duruma getirin.
• Hastanı bilinci yerindeyse sıvı kaybını karşılamak için sık sık su içirin.
• Yanıklara losyon veya yağlı maddeler sürmeyin.
• Kabarcıkları patlatmayın ve yanık alana herhangi bir müdahalede bulunmayın.
• Tedavi için bir sağlık merkezine başvurun.
" Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır,
geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur. "
M.Kemal ATATÜRK
Bu Konu İle İlgili Diğer Sayfalar
Çok Oynanan Oyunlar