Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası (21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta)
Nevruz Nedir? Yukarıda genel çerçevesi çizilen Nevruz, geçmişte hayatın
içinde yer alan bir faaliyet idi. Sanata ve edebiyata yansımaları vardı. Biraz
batılılaşma macerası, biraz da tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişle
birlikte toplumsal değerlerimizden bir çoğu gibi Nevruz da belleklerimizden
yavaş yavaş silindi. Batılı bir toplum yaratma düşüncesi ile yeni anlayışla inşa
edilen yeni ritüeller arasında ise Nevruz çok geri planda kalmaya, daha çok
kırsal kesimde ve mahallî çerçevede kutlanan bir bayram hâline geldi. Köy ve
şehir arasındaki farklığının yükselmesi, toplum tarafından batılı değerlerin ve
batı tarzı ritüellerin benimsenmesiyle, geleneksel bir çok unsur gibi Nevruz da
biraz ihmâl edilir oldu. NEVRUZ SEMAHI ÇOCUK VE BAHAR
Türk halk kültüründe bayramlar, kültürel nedenlerin içeriklerine göre; dinî
bayramlar, özel dinî günler ve kandiller, millî bayramlar, mahallî bayramlar ve
mevsimlik bayramlar gibi adlar alırlar. Nevruz da, Türk halk kültüründe önemli
bahar bayramlarının başında gelir. Takvime bağlı olarak 21 Mart’ta kutlanan bu
bayram Yılbaşı, Hıdrellez, Saya gibi yöreden yöreye değişen isimler altında ve
çoğu kez de birbiriyle örtüşmeyen tarihlerde kutlanır.
Günle gecenin birbirine eşit olduğu ve kış mevsiminin bitip bahar mevsiminin
başladığı 21 Mart, gerek hayvancılıkla ve gerekse çiftçilikle uğraşan
topluluklar için hayatın dönüm noktası olan önemli bir gündür. Hayat tarzının
veya hayatın idamesinde yeniden dirilişi simgeleyen 21 Mart tarihi, bu
sebeplerle, pek çok takvimde ve kültürde “yılbaşı” olarak kabul edilmiştir. Bir
başka ifadeyle 21 Mart günü, Güneş etrafında dönen bütün gezegenlerin
yörüngelerinde başlangıç noktalarına geldikleri, gece ve gündüzün eşitlendiği,
bütün kültürlerde soğuk, kötü ve meşakkatli olarak kabul edilen “kış”ın bitip,
sıcak, iyi ve müşfik olarak kabul edilen “yaz”ın başladığı, tabiatın uyandığı ve
dolayısıyla üremenin ve üretmenin başlangıcı demektir.
Türk kültüründe 21 Mart tarihi, coğrafya ve iklimden kaynaklanan yapısal ve
işlevsel sebeplerin yanında, Türk mitolojisine yansıyan tarihî sebeplerle de
kutsanmış bir gündür. Bu tarih, “Ergenekon Destanı” adıyla bilinir. Bu tarih,
Türk mitolojisinde kaybedilen bir savaş sonrası var olma mücadelesi veren birkaç
Türk ailesinin sığındıkları “Ergenekon” adlı derin bir vadide 400 yıl boyunca
çoğalıp büyüyerek, sığamaz oldukları vadiden dışarı çıkarak kaybedilen vatan
topraklarına dönmek ve atalarının 400 yıllık ahlarını almak maksadıyla bir pîr
demircinin işaret ettiği Demir Dağı eritip dışarı çıktıkları ve istiklâllerini
elde ettikleri gündür. Türkler tarihleri boyunca bugünü belirleyerek 1926 yılına
kadar resmî tatil olan bir bayram şeklinde kutlamışlardır. 1926 yılından sonra
resmî tatil olmadığı hâlde halk kitleleri Nevruz bayramını kutlamağa devam
etmiştir.
Bunun en büyük sebeplerinden biri Nevruz bayramının Türk kültüründeki pek çok
anlamı birden yüklenmiş olarak kutlanmasıdır. Bu zeminde, İslâmiyetin kabulüyle
birlikte 21 Mart’ın yukarıda sıralanan coğrafî ve tarihî sebeplerin yanı sıra
geniş Türk halk kitlelerince inanılan dinî ve menkıbevî sebeplerle de kutsal
olarak kabul edilip bayram olarak kutlandığı görülmektedir. Nevruz’a İslâmî bir
hüviyet kazandıran bu rivâyetlere göre 21 Mart tarihi, Allah’ın yeryüzünü gece
ve gündüzün eşit olduğunda yarattığı gün, Hz. Âdem’in çamurunun yoğrulduğu gün,
Cennet’ten sürgün edilen ve yaptıklarına pişman olan Âdem ve Havva’nın Tanrı
tarafından affedilip buluşturuldukları gün, Hz. Nuh’un gemisinin Ağrı Dağına
konup Hz. Nuh’un karaya ayak bastığı gün, Hz. Yusuf’un kardeşleri tarafından
atıldığı kuyudan bezirgânlarca kurtarıldığı gün, Hz. Musa’nın Kızıldeniz’i
yardığı gün ve Hz. Ali’nin doğum günüdür. Nevruz Türk halk kültüründe bu
sebeplerle de kutsanmış ve bayram olarak binlerce yıldan beri kutlanıla
gelmiştir.
Dünden Bugüne Nevruz
Türkiye’de bunlar olurken, Türk topluluklarında Nevruz son derece canlı bir
durumda ve bir hayat faaliyeti olarak yer alıp, işlev görmeye devam etti.
Sovyetler içinde biraz içi boşaltılarak veya rejimin özellikleriyle donatılarak
olsa da Nevruz kutlandığı toplulukların gündeminden hiç düşmedi.
Son yıllarda bağımsızlıklarını kazanan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan,
Türkmenistan ve Özbekistan gibi Türk cumhuriyetlerinde veya diğer Türk
topluluklarında “Türk Hürriyet ve Diriliş Günü” veya “Ergenekon Bayramı” olarak
kutlanmaktadır. Geniş halk kitleleri tarafından resmî devlet törenleriyle
kutlanmakta olan Nevruz’da kutlamalar yediden yetmişe bütün toplumun katılımıyla
yapılırken âdeta hayat durmaktadır…
Bugün ülkemizdeki Nevruz kutlamalarının Orta Asya’daki kutlamaların
coşkunluğunda olmadığı aşikârdır. Bununla birlikte bu konuda ümit verici işler
de yok değil. Mesela gazetelerde “<Nevruz okulda kutlanacak>. Millî Eğitim
Bakanlığı, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında anma ve kutlama amaçlı gün ve
haftalarla ilgili yönetmeliği yeniden düzenlerken bu günler içine Nevruz’u da
ekledi Bakanlık, Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası kapsamında 21 Mart günü,
Nevruz’un okullarda resmen kutlanmasını kararlaştırdı” (Milliyet, 15/01/2005)
şeklinde yer alan haberler bugün olmasa bile yarınlarda Nevruz’un yeniden ve
daha ciddî olarak gündeme getirilme çabalarına bir örnek teşkil etmeye yeter.
Toplumlar, bayramları kültürel sebepler ve toplumsal vesilelerle geleneksel
biçimlerde kutlarlar. Bayramın bir başka özelliği de yılın belli bir gününde
veya günlerinde kutlanması yani takvime bağlı olmasıdır. Bu özelliklerinden
hareketle, kaynağını topluluk hayatından alan kolektif bir olgu olarak
bayramları, takvime bağlı günlerde topluluk tarafından paylaşılan ve grup
kimliğinin dışa vurulduğu çok amaçlı ve çok işlevli karmaşık yapılara sahip
kültürel formlar olarak tanımlamak mümkündür. Ayrıca bayramlar toplum yapısında
“birleştirici, canlandırıcı, eğitici ve mutluluk verici” işlevlere sahiptir.
Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi
Metin ÖZARSLAN
Dr., Hacettepe Üniversitesi
ANKARA
Türk
Dünyası ve Toplulukları Haftası ve Nevruz İle İlgili Şiirler
SILADA BAHAR
Kış gidende türlü türlü süslenir,
Bir başkadır bizim elin baharı.
Dağlarından düze keklik seslenir,
Yurdum, şu dünyada cennet diyarı.
Erciyes'in eksik olmaz dumanı,
Türklük gibi zaptetmede zamanı.
Bizim köyün yağız çehre çobanı
Erkenden önüne katar davarı.
Kırlarda ağaçlar duvaklar takmış,
Duydum ki nevruz gelin olacakmış.
Seherde sevdiğim bahçeye çıkmış,
Papatyalar dolar civarı.
Her tarafta şen bülbüller ötüşür,
Sümbül başka, iğde başka kokuşur.
Yar göğsüne gül ne güzel yakışır!
Şimdi gönül görmek ister o yari.
Şükrü TARLA
Bugün dağlar yeşillendi
Sultan nevruz sefa geldin
Cümle kuşlar hep dillendi
Sultan nevruz sefa geldin
Tacik, Çeçen hem Altaylar
Mesirede zengin baylar
Kırgız, Kıpçak cümle boylar
Sultan nevruz sefa geldin
Bugün bahar eyyamıdır
Nevruz, Türk'ün bayramıdır
Gönüllerin sultanıdır
Sultan nevruz sefa geldin
Allah deyü öten kuşlar
Dua eyler dağlar taşlar
Yeşillendi hep ağaçlar
Sultan nevruz sefa geldin
Geçti şita döndük yaza
Ali Nebi'm vurur saza
Kızanlar düştü alaza
Sultan nevruz sefa geldin
(eyyam: günler- şita: kış- alaz: ateş)
Ali Nebi
Senin inci çiçeklerin varsa bahar,
Benim de inci dişlerim var.
Senin mavi bulutların varsa,
Benim de mavi g özlerim var.
Senin pembe ufukların varsa,
Benim de yanaklarım var.
Senin yağmurların, çiylerin, şebnemlerin varsa,
Benim de gözyaşlarım var.
Senin denizlerin varsa,
Benimde yelkenli gemilerim var.
Senin kuşların varsa,
Benim de uçaklarım var.
Senin rüzgarın varsa,
Benim de uçurtmam var.
Senin ayın, yıldızların varsa,
Benim de bayrağım var.
Bayrağım gibi geldin yurduma
Bahar.
Mehmet Necati Öngay
Bu Konu İle İlgili Diğer Sayfalar
Çok Oynanan Oyunlar