|
Eğitimde "Soru"nun Önemi
ÖĞRETME ORTAMI VE SORU
Öğrenme, etkinlik gerektiren bir süreçtir. Öğretmenin
kalıcılığı kişinin, kendi yaşantısı yoluyla işin içine girmesini
gerektirir. Devinişsel becerilerin öğrenilmesi için “öğrencinin
işe katılımı gerekir”, görüşüne hemen hemen hiç kimse karşı
çıkmayabilir. Bir şoför adayının araba sürmeyi öğrenmesi, ancak
onun araba üzerinde eğitilmesiyle olasılıdır. Bir makinistin,
motor arızalarını nasıl giderebileceğini öğrenebilmesi için, onu
motorla karşı karşıya getirmekten daha etkili bir yol
olmayabilir. Devinişsel becerilerin öğrenilmesi için, kişinin
işe koşulması gerektiği yolunda hemen hiç tasamız olmamasına
karşın, bilişsel özeliklerin kazanılması konusunda, genellikle
geçerli ve güvenilir bir yöntemden yoksunuzdur. “Kişinin
bilişsel davranışları kazanması ve bunların kalıcılığının
sağlanması için tutulacak yol ne olmalıdır?” sorusuna hemen
yanıt vermek zor olabilir. Çünkü bilişsel davranışların
kazanılması için genellikle düşünsel etkinlik gerekebilir. Bunun
için en önemli uyarıcı soru olabilir. Kim, nasıl, ne, niçin,
eğer, ise, neden v.b. gibi sözcüklerden oluşturulan tümceler,
kişiye ya da insanlara yöneltilince, düşünsel etkinlikler
başlatılabilir. İşte bu bölümde, dersi başlatma, geliştirme ve
sonuçlandırma, basamaklarında davranışları kazandırmaya yardımcı
olabilecek soru türleri ve bu soruları sormada uyulması gerekli
ilkelerle olası örnekler sunulmaya çalışılmıştır.
EĞİTİMDE SORUNUN ÖNEMİ NEREDEN KAYNAKLANMAKTADIR
Genellikle
sorusuz öğretim düşünülemez. Avukat1ık, doktorluk, alan
araştırmacılığı gibi pek çok meslekler için nasıl soru
sorulacağı bir öğretim konusu olurken, pek az öğretmen soru
sorma becerilerini geliştirmekle ilgili bir eğitimden geçmiştir.
Bu eğitim yokluğu, öğretmende ki soru düzenleme yokluğuyla
birleşince, soruların etkisiz ve yetersiz biçimde kullanımı
ortaya çıkabilir. Öğretme ortamında tutarlı bir biçimde yerinde
ve zamanında soru sorulmazsa, istendik davranışlar
kazandırılamayabilir. Üstelik, öğrencinin bu davranışları
kazanıp kazanmadığı da yoklanamayabilir. Öğretmenin tanımında da
vurgulandığı gibi temel öğe, davranış değişikliğidir. Davranışın
kendisi, bir sorun çözme eylemidir. Öğrenci bir durumla karşı
karşıya kalınca, durumu yorumlayabilir, elverişli koşulları
seçerek eylemde bulunabilir. Sonuncul olarak da amacına
ulaşabilir. Böyle davranan bir öğrenci, yargılama sürecini
kullanıyor denebilir. Çünkü yargılama, bir durum için
yapılabilecek tepkileri eleştirmek, bunlardan birinin ya da
birkaçının uzlaştırılmış örüntüsünü yapmaya karar vermek olarak
tanımlanabilir. İşte eğitim, öğrencinin sorun çözmede yeterli
olabilmesi için, bu yargılama sürecini geliştirmek için de
yapılabilir.
Yargılama sürecini kullanarak Sorun çözmede, alıştırmalar
yoluyla düşünmenin geliştirilmesi olasıdır .Çünkü bu durumda
öğrenciye bir sorun verilebilir, öğrenci sorunu çözerken hatalar
yapabilir. Öğrenci hata yapınca, verilen sorunla ilgili kural ya
da kurallara onun dikkati çekilebilir .Öğrenci bu basamaktan
sonra kural ya da kuralları eleştirerek doğru yanıtı bulabilir
.İşte öğrenciyi, öğretme ortamında bu sürece sokabilmek için
soruya başvurmak çoğu kez gerekli olabilir. Sorular, çok değişik
amaçlara hizmet edebilirler. Öğretmence ortaya konulan anlamlı
bir soru öğrencilerin dikkatini, kazandırılacak davranışların
üzerine çekmede yardımcı olabilir .Uygun biçimde planlanmış ve
sorulmuş sorular, öğrencinin düşünmesini sağlayabilir. Sorular,
öğretmene, öğretimin ne derece etkili olduğunu izleme olanağı da
tanıyabilir. Soru sormada güdülemenin en önemli amaçlarından
biri de, dersin gelişmesini etkili ve tutarlı bir biçimde
sağlamak olabilir.
a. Anlamlı bir soru, öğrencilerin dikkatini, kazandırılacak
davranışların üzerine çekmede yardımcı olabilir :
Yapılan
araştırmalara göre, bir ders saati boyunca öğrencilerin hepsinin
dikkatini uyanık tutmak, onları konuya yöneltmek çok güçtür.
Bunun yanında, dersin işlenmesi sırasında, tek yönlü iletişim
kullanılınca, başka bir deyişle, öğretmen sürekli verici
durumunda bulunursa, öğrenci kısa zamanda kanalları tıkayıp düş
kurmaya başlayabilir. Tek düze anlatımla yürütülen bir ders
boyunca, öğretmenin anlattıkları uyarıcılık niteliğini
kaybedebilir .İşte bu aksaklığı ortadan kaldırabilmenin en
etkili yollarından biri de, öğrencilere soru sorarak onların
dikkatlerini uyanık tutmak olabilir.
b. Uygun biçimde planlanmış ve sorulmuş sorular , öğrencinin
etkili bir biçimde düşünmesini sağlayabilir : Belki de soru
sormanın temel amacı bu olabilir. Çünkü davranış değişikliğinin
oluşabilmesi için, öğrencinin etkinliğe katılması kaçınılmazdır.
Bu önermeyi, uyarıcı- organizma -tepki ilişkisi, daha açık bir
duruma getirebilir.
Birey (organizma) tepkide bulunabilmek için (yanıtlayabilmek
için) eski bildiklerini, yaşantılarını mantık süzgecinden
geçirmek, başka bir deyişle düşünsel etkinlik içine girmek
zorundadır. Bu düşünsel etkinlik, karşılaştırma değerlendirme,
tutarlılık ve tutarsızlıkları bulma v.b. gibi zihinsel süreçler
ve işlemler olabilir.
c. Sorular , öğretmene, öğretimin ne derece etkili olduğunu
izleyip değerlendirme olanağı da tanıyabilir : Derslikte
sürdürülen iletişimden beklenen amaç, her tür iletişimde olduğu
gibi anlamın paylaşılmasıdır. Öğretmen, bu amacı gerçekleştirmek
için öğrencilere sorular sorabilir. Sorular, öğrencinin hedef
davranışları ve içeriği ne derece anlayıp anlamadığını ortaya
koyabilir. Buradan hareketle, yanlış anlamalar önlenebilir,
eksikler tamamlanabilir ve yeni öğrenmeler için ortak temeller
oluşturulabilir. Yani öğrenci hedef davranışları kazanabilir.
d. Sorular , öğrencilerin birbirlerinin düşünce ve görüşlerini
saygıyla dinlemelerine, hoşgörülü olmalarını da olanak
sağlayabilir. Böylece onlar demokratik yaşantılar
geçirebilirler. Ayrıca derse katılmak istemeyen ya da çekingen
olan öğrencilere, sorular katılma olanağı da tanıyabilir.
e. Sorular , derste kazandırılması kararlaştırılan hedef
davranışların ve içeriğin gelişmesine de yardımcı olabilirler.
Öğretmenler, değişik öğretme yöntemleri kullanarak içeriği
geliştirmek zorundadırlar. Hedeflerin düzeyine göre öğretmenler
Düz anlatım, Güdümlü Tartışma, Örnek Olay, Gösterip -Yaptırma,
Uzmanla Görüşme yöntemlerinden bir ya da birkaçını birlikte
kullanabilirler. Bütün bu yöntemlerde, soruya baş vurmak
öğretmen için çoğu kez kaçınılmaz bir zorunluluk olabilir. Çünkü
içeriği geliştirmenin en etkili yollarından biri de soru
sormaktır.
SORU İLE ÖĞRETME YÖNTEMLERİ
ARASINDAKİ İLİŞKİ
Sorunun niteliği ile öğretme yöntemleri arasında sıkı
bir ilişki vardır. Öğretme yöntemi değişince, dersin aşamalı
olarak işlenişinde uyulan her basamakta kullanılan sorular da
değişmektedir.
Kazandırılacak hedef davranışlar, bilgi düzeyinde ise,
öğretmen Düz anlatım Yöntemini kullanmalıdır. Bu yöntem işe
koşulunca, yanıtı beklenmeyen sorulara dersin her basamağında
başvurulabilir .
Hedef davranışlar kavrama ya da değerlendirme
basamaklarında ise, öğretmen Güdümlü Tartışma Yöntemini
kullanabilir.
Bu yöntem işe koşulduğunda, tartışmayı yaratacak önderlik edici
soru, öğrencileri düşünmeye zorlamalı, ana noktaları sezmelerini
sağlamalıdır. Bundan sonra, içerikle ilgili yardımcı
düşüncelerin ortaya çıkması için gerekli yan soruların
düzenlenmesi gereklidir .
Yan sorular, öğrencilerin akıl yürütmelerini
gerçekleştirecek nitelik ve nicelikte olmalıdır. Yukarıda
açıklanan, zaman ile ilgili tartışmada kullanılabilecek uygun
yan sorulardan (tamamlayıcı soru) biri, ((biz zamanımızı hata1ı
olarak nasıl kullanırız?)) biçiminde olabilir. Böyle bir yan
soru, ((zamanın hatalı kullanımı)) biçiminde sunulabilecek
yardımcı düşüncelerden birinin ortaya çıkmasına olanak
sağlayabilir. Bundan sonra öğrenciler, bu yardımcı düşünceyle,
ana nokta arasındaki ilişkiyi kurabilirler.
Dersin Geliştirme basamağında, öğrencilerden biri
tartışmayı saptırmaya, yani içeriğin dışına doğru çekmeye
çalışabilir. Böyle bir durumda öğretmen, tartışmayı yeniden
doğru çizgisine oturtmak için ona, plansız bir soru sorabilir.
Bu tür soru, içeriği denetim altında tutarak, uygun yanıtları
sağlayıcı sorudur .Ayrıca plansız soru, içeriğin daha da açık
bir duruma gelmesi için de sorulabilir .örneğin, derste kaynak
kişi olarak bir uzman bulunuyor ve onunla görüşme yapılıyorsa,
yeri ve zamanı gelince plansız soru hem öğretmen, hem de
öğrencilerce sorulabilir .Söz gelişi, uzman yeterli bir biçimde
içeriği açıklayamamışsa, ya da sorulan soruya doyurucu yanıtlar
verememişse, verilen yanıt ya da örnekler açık, anlaşılır
deği1se, ((yanıtınızı başka türlü ifade edebilir misiniz?)) ,
((başka örnekler verebilir misiniz?)) , ((daha başka neler
ekleyebilirsiniz?)) v.b. gibi sorular işe koşulabilir. Plansız
sorular , ileri sürülen önerme ve görüşleri destekleyecek bilgi
ve değerlendirmelerin ortaya çıkarılması için de sorulabilir.
İleri sürülen önerme ve görüşler çok yüzeysel ve açık değilse,
ya da ders kitabındaki bir görüşün aynen tekrarı ise, bunların
daha açık bir duruma getirilmesi amacıyla böylesi plansız
sorulara, yeri ve zamanı gelince baş vurulabilir.
SORU TÜRLERİ
Çoğu
öğretmenler için, soru tümceleri ((kim, nasıl, niçin, değil mi
v.b.)) gibi sözcükleri içeren önermeler olarak algılanabilir.
Bunun ötesinde girişilecek sınıflama çabası ((boşuna)) olarak
kabul edilebilir. Fakat öğretme ortamında sık sık kullanılacak
bu araçların niteliklerini kavramada büyük yararlar olabilir. Bu
nedenle, sorulan niteliklerine ve kullanıldıkları yerlere göre
sınıflamak ve onların özeliklerini açıklamak kaçınılmazdır.
1. Hedefin Düzeyine Göre Soru
Bilgi düzeyindeki hedefler, sorunca söyleme, yazma,
seçip işaretleme, doldurma, görünce tanıma gibi davranışları
içerir. Bu tür hedefler öğrenciye kazandırılırken, hatırlama
sorularına baş vurulabilir. Hatırlama sorulan, öğrencilerin
kavrama ve daha üst düzeydeki hedef davranışa doğru
yükselmelerinde onlara yol !gösterebilir. çünkü her tür düşünce,
veri ve olgularla başlar. Bu nedenden dolayı da hatırlama
soruları, akıl yürütmenin başlatılması için de gerekli olabilir.
Yeri ve zamanı gelince öğretmen, bazı bilgilerin hatırlanmasını
öğrencilerinden isteyebilir . <<Derslikte bütün bu etkinlikleri
sağlamak için nasıl sorular sorulmalıdır?)) önermesinin yanıtı
önemlidir. Bilgi düzeyinde kazandırılacak davranışlarla ilgili
sorular <<kim, ne, ne zaman, nerede, hangisi)) gibi sözcüklerden
oluşmalıdır. Bilgi düzeyindeki hedef davranışlarla ilgili
olarak, yeri ve zamanı gelince sorulabilir.
Bilgi düzeyinde soru sormanın pek çok nedeni olabilir .Örneğin,
Gösterip -Yaptırma Yöntemiyle belli davranışlar kazandırılırken
(uygulama, .analiz, sentez) yapılan açıklamaların öğrencilerce
anlaşılıp anlaşılmadığı, bilgi düzeyindeki sorularla
anlaşılabilir. Yine Düzanlatım, Güdümlü Tartışma, Örnek Olay
yöntemlerinde de öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyini saptamak
için bilgi düzeyindeki sorulara başvurulabilir. Fakat burada
dikkat edilmesi gerekli şu nokta unutulmamalıdır. Bu tür sorular
yalnız bilgi düzeyindeki davranışların kazandırılmasında ve
ölçülmesinde kullanılabilir. Kavrama, uygulama, analiz, sentez,
değerlendirme, tepkide bulunma, değer verme v.b. gibi
davranışların kazandırılıp ölçülmesinde bu tip sorulara yer
verilmemelidir.
Eğitimde "Soru"nun Önemi
Hedef
davranışlar kavrama ve daha üst düzeyde ise sorulacak ya da
derste kullanılacak soruların niceliği ve niteliğine dikkat
edilmelidir. çünkü kavrama düzeyinde, öğrencilerden örnekler
vermeleri, neden ve sonuçları söyleme ve yazmaları, benzer ve
ayrılıkları bulmaları ilişkileri açıklamaları, belirli bir
iletişim biçimini, istenilen başka bir iletişim türüne
çevirmeleri, açıklanan bilgi bütününü kendi tümceleriyle
özetlemeleri v.b. gibi davranışlar istenir. işte bu tür
davranışları kazandırırken ve öğrencilerin kazanıp
kazanmadıklarını yoklarken açık uçlu sorular sorulmalıdır.
Örneğin <<nasıl>> sözcüğünün bulunduğu tümceler, öğrencilere
karşılaştırma yapma ve zıtlıkları ortaya çıkarma olanağı
verirken, ((niçin)) sözcüğünün bulunduğu tümceler , olgu, olay
ve nesnelerin nedenlerini bulmada yardımcı olabilir .((Eğer
böyle ise)) ile başlayan sorular, öğrencilerin yordama
yapmalarına olanak sağlayabilir.Yalnız kişinin adının
hatırlanmasını ,gerektirir. Tüm okullarda öğretmenler,
öğrencilerini kavrama düzeyinin ötesine ulaştırmak, en azından
uygulama düzeyine getirmek zorundadırlar. çünkü Uygulama düzeyi
sorun çözme, yani ilke, kuram, kural, kanunlar karşılaşılan yeni
bir durumda kullanma sürecidir .Üstelik kalkınmanın ve insanca
yaşamanın yolu uygulama düzeyinden geçer. Uygulama düzeyine
gelmemiş toplumların kalkınmaları, insanca yaşamaları olası
değildir. Çağdaş olmanın yolu ise sentez ve değerlendirme
basamaklarından geçer .İşte öğrencileri bu basamaklara
ulaştırmak için düzenlenen eğitim durumlarında da kavrama
basamağında kullanılan sorulara baş vurulmalıdır .
2. Açık ve Kapalı Uçlu Sorular
Genel olarak sorular, açık ve kapalı uçlu sorular olarak iki
başlık altında toplanabilir :
a. Kapalı Uçlu Soru : Yöneltilen sorunun yanıtı tek bir
sözcükten oluşursa (genellikle evet -hayır , İstanbul, oksijen,
x : 5 v .b.) , bu tür sorulara kapalı uçlu sorular denir.
b. Açık uçlu soru : Yöneltilen sorunun yanıtı açıklama
gerektiriyorsa, bu tür sorulara da açık uçlu sorular denir .((
3. Öğretme Yöntemine göre soru türleri :
Ôğretme Yöntemlerine göre soru türleri şu başlıklar altında
toplanabilir :
a. Önderlik edici soru (açış sorusu) : Bu soru Güdümlü Tartışma
Yönteminde, kullanılan ve tartışmayı başlatan sorudur .
b. Takip eden soru (tamamlayıcı soru) : Düzanlatım Yöntemi
hariç, diğer yöntemlerde dersin geliştirilmesini destekleyen ve
güdümlü tartışmada yardımcı düşünceleri ortaya çıkarmada ipucu
görevini gören sorulardır. Bu tür soru, ana düşünceyle ilgili ve
onu destekleyen yardımcı düşüncelerin ortaya çıkmasını
sağlayabilir.
c. Plansız soru : Güdümlü Tartışma yönteminde, tartışmayı hedef
davranışlardan uzaklaştırmaya çalışan öğrencileri, içeriğe
döndürmek için kullanılan sorulardır. Bunun yanı sıra, plansız
soru, içeriği daha açık bir duruma getirmek için, diğer öğretme
yöntemlerinde de kullanılabilir .
d. Yanıtı beklenmeyen soru : Bütün öğretme yöntemlerinde ve
özellikle de Düzanlatım Yönteminin giriş, geliştirme, sonuç
bölümlerinde kullanılan ve öğrencilerce yanıtlanması
beklenilmeyen soru türüdür. Bu tür sorular, öğretmenlerce ya
yanıtlanır ya da yanıtlanmayabilir.
Bütün bu sorular, derste kazandırılacak hedef davranışlarla;
ilgili olmalıdır. Hedef davranışları desteklemeyen, onlarla
ilgisi bulunmayan sorulara yer verilmemelidir .
4. Yöneltilme biçimlerine göre soru türleri :
Soru saptandıktan sonra, Sorulmaya hazırdır denebilir. Bu
basamakta, öğretmen soruyu kim ya da kimlere soracağını
belirlemelidir . Sorular bu özelliklerinden dolayı da iki başlık
altında toplanabilir :
a. Bütün gruba yöneltilen soru, b. Kişilere yöneltilen soru.
a. Bütün gruba yöneltilen soru (Genel soru) : Genel bir soru,
kişiden çok, gruba yanıtlamak üzere yöneltilmiş sorudur .Bu tür
sorular, öğrencilerin düşünmelerini zağlayan ve tartışmayı
başlatmada iyi işleyen sorulardır. Önderlik edici sorular, genel
sorular içine girebilir. Çünkü onlar, bir kişiye değil, bütün
gruba yöneliktir. Genel sorular, öğrencileri uyanık tutabilir.
Tartışmayı izlemelerine olanak sağlayabilir.
b. Kişiye yöneltilen soru : Öğretmenler, sınıf içinde çoğu kez,
belirli öğrencilere soru yöneltmeyi gerekli bulabilirler. Kişiye
yöneltilen sorular, onun derse katılmasını sağlamak ve ileri
sürülen bir sava karşı görüşünü belirlemek için de
kullanılabilir .
Sınıfta ders işlenirken, öğrenciler de anlamadıkları, ya da daha
da açıklanmasını, örneklendirilmesini istedikleri konularda
sorular sorabilirler .Bu tür sorulara öğretmen yanıt vermemeli,
karşılayıcı soruyla, yanıtı başka bir öğrenciye buldum1alıdır.
Böylece öğrencilerin akıl yürütmeleri sağlanabilir. Ayrıca
onların derse katılganlığı artabilir. Bu tip sorular bir
tartışma ortamında geliyorsa, karşılayıcı sorularla tartışmanın
sürdürülmesi ve hedef davranışların kazandırılması
gerçekleşebilir. Çünkü karşılayıcı sorular, öğrenci için
ipucudur.
SORU SORARKEN DİKKAT EDİLECEK GENEL
HUSUSLAR
İyi bir sınav sorusu yazmak çok kolay bir iş değildir
.Kaliteli soru yazımı, soru yazarında konuyla ve ölçme
yöntemleriyle ilgili bilgilere sahip olmanın yanında beceri de
gerektirir. İyi soru yazmak; konuyu iyi bilme, ölçmeye konu olan
davranışları çok iyi tanımlayabilme, bazı ölçme tekniklerini
bilme, örgenci psikolojisini bilme, sabırlı olma, yaratıcı olma
gibi özellikleri gerektirir. Bir davranışı ölçmeye yönelik ilk
kez yazılan bir soru için, hiç unutulmaması gereken bir nokta, o
sorunun daha iyi bir şekilde yazılabileceğidir.
Güvenilir ve geçerli bir sınav sorusu sorma için uyulması
gereken ilkeler sınav türlerine göre değişse de bazı genel
ilkeler mevcuttur.
Bir sınav sorusu sorarken dikkat edilecek hususların
bazıları şunlardır:
1. İstenilen cevap açık ve anlaşılır
olmalı: Öğrenci soruyu okurken kendinden hangi cevabın
istendiğini çok net olarak anlamalıdır .Sorunun çok açık olarak
formüle edilmesi için; soruda kullanılan dil basit ve dolaysız
olmalı, gramer ve noktalama hataları olmamalı ve gereksiz
kelimelerin kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Sorunun açık ve
net olarak sorulmamasından dolayı öğrencinin soruyu doğru
cevaplayamaması durumunda elde edilecek puanlar öğrencilerin
gerçek başarı düzeyini yansıtmada yetersiz kalır. Bu durum
sınavın kalitesini (güvenirliği ve geçerliğini) düşürür.
2. Test maddeleri hedef davranışlara uygun olmalı: Soru
hazırlamadan önce sınavın kapsamına uygun olarak bir belirtke
tablosu hazırlanmalıdır. Bu suretle hangi konularda hangi
düzeyde soruların sorulması gerektiği daha net olarak ortaya
konmuş olmakla birlikte testin kapsam geçerliği de
arttırılabilir. Her hedef davranışı ölçme amacıyla birden çok
madde yazılarak bir soru bankası oluşturma çalışmasına da
girilmelidir. Ayrıca, sorulan bir soru yazıldığı amaca uygun
olmalıdır. Örneğin ölçülmek istenen davranış kavrama düzeyinde
iken, soru kavrama düzeyinde bir zihinsel etkinliği ölçmeyip,
bilgi düzeyinde kalıyorsa, bu sınavın istendik niteliklerini,
özellikle kapsam geçerliğini düşürür.
3. Objektif testlerde bir maddeyle birden fazla bilgi
yoklanmamalı: Özellikle objektifliği yüksek olan çoktan seçmeli
testler veya doğru yanlış testleri gibi testlerde, bir maddede
tek bir bilgi yoklanmalıdır. Madde de ”ve”, “veya”' gibi
bağlaçlarla iki veya daha çok bilginin yoklanması öğrencileri
yanıltabileceğinden dolayı bu durum o sorunun ve dolayısıyla da
testin güvenirliğini ve geçerliğini olumsuz yönde etkiler.
4. Maddeyi oluşturan cümle bir kaynaktan aynen alınmamalı: Yine,
objektifliği yüksek olan kısa cevaplı testler, çoktan seçmeli
testler veya doğru-yanlış testlerinde bir maddeyi oluşturan
cümlenin bir kaynaktan, özellikle öğrencilerin elinde bulunan
ders kitabından aynen alınması, o sorunun cevaplanması için çok
düşük bir zihinsel etkinlik gerektirmesi veya iyi bilinmese bile
tanınarak cevaplanabilmesinden dolayı, o sorunun geçerliğini
önemli ölçüde azaltır. Ders kitabından cümlelerin alınıp
sorulmasının doğuracağı başka bir sakınca da; kitaptaki
cümlelerin bir sınav sorusu için aşırı genel ve karıştırılabilir
ifadelerden oluşmasıdır. Genelde, kitaptaki bir cümle önceki
cümlelerle bağıntılıdır, tek başlarına aynı içeriği ve anlamı
net olarak vermezler.
5. Soruda ipucu bulunmamalı: Bir sorunun geçerliğini arttırma
için soru, o soruyla ölçülmek istenen bilgi ve becerilere sahip
öğrencilerin tereddütsüz doğru cevaplandırabileceği, sahip
olmayanların doğru cevaplandıramayacağı nitelikte olmalıdır.
Dikkat edilmediği taktirde, bir test maddesinin başka bir test
maddesinin cevabı hakkında bilgi sağlaması mümkün olabilir.
Özel1ikle objektifliği yüksek olan testlerde, gerek madde
kökünde, gerekse diğer maddelerde, o maddenin cevabının
bulunmasına katkı sağlayacak ipuçlarının bulunması, o maddeyi
hiç bilmeyen kişilerin de cevaplamasını sağlayabileceğinden
dolayı soruyu kusurlu yapar.
6. Aynı sorular yıldan yıla hiç değiştirilmeksizin
kullanılmamalı: Öğrencilerin sınav sorularını bilmeleri, her yıl
aynı sorular sorulduğundan dolayı veya öğretmenin bazı soruları
kendisinin öğrencilere sınavdan önce vermesi durumunda yine
konuyu bilmeyen, dersi öğrenmemiş öğrencilerin soru ve cevapları
ezberleyerek yüksek puan almaları söz konusudur. Bu durum
istenmedik değişkenlerin puanlara karışacağından dolayı
geçerliği, hata puanın arttıracağından dolayı da güvenirliği
düşürür. Yazılan bir sorunun bel1i bir süre sonra revizyonu tabi
tutularak iyileştirilebileceği de unutulmamalıdır. Sorunun
tekrar incelenmesiyle önceden görülemeyen bazı basit hataların
giderilmesiyle birlikte, o sorudan faydalanarak aynı davranışı
ölçmeye yönelik daha kaliteli bir soru yazma şansı da doğar.
7 .Puanlama objektifliğini arttırıcı tedbirlerin alınması:
Özel1ikle yazılı yoklama, sözlü yoklama olmak üzere, puanlama
sübjektifliğinin yüksek olduğu sınav türlerinde mutlak suretle
puanlama güvenirliğini arttırıcı tedbirler alınmalıdır .Bu
tedbirlerin en önemlisi detaylı bir cevap anahtarının
hazırlanmasıdır. Cevap anahtarı soru yazılırken hazırlanmalıdır.
Önce soruyu yazıp, sonra cevap anahtarı hazırlama yoluna
gidilmemelidir. Hazırlanan bu cevap anahtarı gerekirse verilen
orijinal cevaplara göre revizyona tabi tutulmalıdır.
GERİ
DÖN |