|
Pırasa |
|
Yer
altında saçlı hoca. |
| |
|
Portakal |
|
Dal
ucunda sarı maya. |
|
Sarıdır ayva gibi, suludur elma gibi. |
| |
|
Radyo |
|
Sesi var
canı yok, konuşur ağzı yok. |
|
Bir
küçücük kutudur, içi dünya yurdudur. |
| |
|
Rüzgar |
|
Dedemin etekleri, süpürür hendekleri. |
|
El ile
erilmez, göz ile görülmez. |
| |
|
Saat |
|
Bir
küçücük finana, dünya ona inana. |
|
Bu
bahçede on iki kapı, insan elinin yaptığı yapı. |
| |
|
Sabun |
|
Bilmece bildirmece, el üstünde kaydrımaca. |
|
|
|
Sakal |
|
Ben
giderim o gider, önümde tintin eder. |
|
|
|
Salyangoz |
|
Arkasında sepeti, geziyor memleketi. |
| |
|
Ses |
|
Uzun
ok, gölgesi yok. |
| |
|
Simit |
|
Can
kurtaran halkası, susamdandır markası, kimseye karşı
yoktur, gösterişi cakası. |
| |
|
Solucan |
|
Yer
altında kırmızı iğne. |
| |
|
Şemsiye |
|
Dedem
deve, girmez eve; kes başını girsin eve. |
| |
|
Takvim |
|
Üçyüz
altmış beş leylek, elli iki yavrusu, on iki
yumurtası, adlarını astım bir duvara. |
| |
|
Tarak |
|
Dağdan
gelir üre üre, koyunları süre süre. |
| |
|
Taş |
|
Büyüğü
yürümez, küçüğü büyümez. |
| |
|
Telefon |
|
Çın
çın eder, haber sorar. |
|
Buradan attım kılıcı, Halep'te oynar bir ucu. |
| |
|
Televizyon |
|
Kuyruğu var, canlı değil; konuşur, ama insan değil;
camı var, ama pencere değil. |
|
Bir
ağacı oymuşlar, içine dünyayı koymuşlar. |
| |
|
Top |
|
Dışı
var içi yok, dayak yer suçu yok. |
| |
|
Toprak |
|
Yeryüzünün karası, bitkilerin anası. |
| |
|
Tren |
|
Karşıdan gördüm ev gibi, yanına vardım dev gibi. |
|
Yürür,
yürür, izi yok; yüzü kara, gözü yok. |
| |
|
Uçak |
|
Düdük
öter, tırtır eder, hava gider. |
| |
|
Ütü |
|
Bir
trenim var, gittiği yeri dümdüz eder. |
| |
|
Yağmur |
|
Şıp
benim alnıma, şıp senin alnına. |
| |
|
Yatak |
|
Gece
girerim, gündüz dürerim. |
| |
|
Yılan |
|
Yer
altında yağlı kayış. |
| |
|
Yıldız
|
|
Akşam
baktım çok idi, sabah kalktım yok idi. |
| |
|
Yumurta |
|
O yanı
kaya, bu yanı kaya, içinde sarı maya. |
| |
|
Zeytin |
|
Kara
tavuk dalda yatar, dal kırılır yerde yatar. |
| |