|
Keçi |
|
Dağdan
gelir, taştan gelir, tintin sakallı eniştem gelir.
|
| |
|
Kedi |
|
Uyurken hırıldar, konuşurken mırıldar. |
| |
|
Kestane |
|
O yanı
kaya, bu yanı kaya, içinde durur bir peynir maya. |
| |
|
Kibrit |
|
Bir
küçücük kutucuk, içi dolu çırpıcık. |
|
Bir
ağıl koyunum var, hep boynu kara. |
| |
|
Kiraz |
|
Alçacık tepe, çıngıllı küpe. |
| |
|
Kiremit |
|
Karşıda bir kırmızı kilim, yanına vardım dilim
dilim. |
|
|
|
Kirpi |
|
Çalı
dibinde kıl çuval. |
|
|
|
Kitap |
|
Beyaz
tarlada siyah çekirdek. |
|
Yaprağı var ağaç değil, dilidir, urba değil, konuşur
insan değil. |
| |
|
Koyun |
|
Altı
pınar içilir, üstü çayır biçilir. |
| |
|
Kömür |
|
Ocak
başında kara kedi. |
| |
|
Köprü |
|
Ayakları
su içer, üstünden gelen geçer. |
| |
|
Kulak |
|
Sarp
kayada yarım elma. |
| |
|
Kumbara |
|
Benim bir
dedem var, her gün yuvarlak yutar. |
| |
|
Kurbağa |
|
Masal
masal martladı, kel dereye atladı. |
| |
|
Kuş |
|
Yatınca kediden alçak, kalkınca deveden yüksek. |
| |
|
Küpe |
|
Çit
üstünde çıngıl kuş. |
| |
|
Lahana |
|
Yol
üstünde bağlı bohça. |
| |
|
Leylek |
|
Bacakları uzun ince, göçüp gider güz gelince. |
| |
|
Limon |
|
Sarıca, suluca, al eline, koy cebine. |
| |
|
Havuç |
|
Yer
altında kırmızı minare. |
| |
|
Makas |
|
İki
bacaklı, keskin bıçaklı. |
| |
|
Masa |
|
Enteşeli menteşeli, dört köşeli, bir paşalı. |
| |
|
Mektup |
|
Ne
ağzı var ne dili, konuşur insan gibi. |
|
Ben
söylerim o susar, o söyler ben susarım. |
|
Ağzını
burnunu devşirdim, karlı dağı aşırdım. |
|
İstanbul'da yemek pişti, kokusu buraya düştü. |
| |
|
Mendil |
|
Al
eline, koy cebine. |
| |
|
Mide
|
|
Etten
tulumbam, o olmasa duramam. |
| |
|
Mum |
|
Karşıdan baktım ak pak, yanına vardım zanbak,
başında altın tabak, gözlerinden akar çapak. |
| |
|
Nar |
|
Çarşıdan aldım bir tane, eve getirdim bin tane.
|
| |
|
Nefes |
|
Dereden karşıya gölgesiz geçer. |
| |
|
Nohut |
|
Alçacık tepe, çıngıllı küpe. |
| |
|
Pamuk |
|
Minareden attım ayıldı, suya düştü bayıldı. |
| |
|
Pantolon |
|
Sabahtan kalktım, kuyuya düştm. |
| |