|
İSTANBUL'U DÜN DOLAŞTIM
İstanbul'u dün dolaştım
Sulardan tas tas içtim
Birgün Sarıyer, Kandilli
Oradan Üsküdar'a geçtim.
Gözlerime dolan bulut
Sıyrılıp açıldı;
Minareler, saraylar
Çeşmeler, mezarlar
Sularla çevrili
Bu engin hudut...
İstanbul'u dün dolaştım
Kubbelerden sesler
içtim;
O büyük, aydınlık
kapıdan
Başka dünyalara göçtüm
Baki Süha EDİBOĞLU |
|
BEDESTEN
Halılar, kanapeler,
avizeler, saatler,
Bedestenin loş
dehlizlerinde;
Sevinçler, kahkalar,
gözyaşı, keder
Okunur köhne eşyaların
yüzünde.
Şu gümüş saplı baston
bir paşanındır,
Bir konaktan gelmiştir
billur avize.
Guguklu saatte bir
devrin kalbi atar,
Hatıralarla solmuş
ipekli perde.
Bir saraylı yıkanmıştır
şu altın tasla,
Ne sohbetler dinlemiştir
kadife koltuk.
Borular gramofon çalıyor
hala,
Ama Çeşmi-bülbülün
çehresi soluk.
Yeniler meydan okuyor
sanki,
Şu pirinçten mangal, şu
köhne sedir.
Bir devir hüzünlü
bulutlar ile
Bedestende hala yaşar
gibidir.
İlhan GEÇER
|
|
|
|
KİLİM
El
emeği, alın teri, göz nuru;
Bu
kilimde üç çilenin yünü var;;
Boşa
değil şu kibiri, gururu;
Yedi
iklim dört köşede ünü var.
Renk
almış yaylanın çiçeklerinden,
Desen tutumuş buğday başaklarından,
Gökkuşağı ağmış saçaklarından;
Üzerinde bir ilkbahar günü var.
Her teli bir pınar olup
akmada,
Her düğüm yar gözü gibi
bakmada,
Biçimler el ele halay
çekmede;
Sanki ortasında köy
düğünü var.
Yetik OZAN
|